Oyun mu kabus mu?

Dijital çağın değiştiremediği ne kaldı ki?

Yaşam biçimlerimiz, konuşma tarzlarımız, tavırlarımız, hareketlerimiz, sosyal kimliğimiz ve en hassas konumuz çocuklarımız da
değişti.
Oynadıkları oyunlarla, o tertemiz dünyaları fark etmeden kirlenmekte, hem fiziksel hem de psikolojik olarak zarar vermekte, geleceklerini oyun karakterlerinin üzerlerinde yarattığı olumsuz ögelerle kabusa çevirebilmekte ve bunun sonucunda çocukların çocuk gibi yaşamasının önünü kesip, bozulan toplum yapısının daha da kötüleşmesindeki baş etkenlerden biri olacaktır.

Okuldan eve gelince, yemek yemekten önce odaya kapanıp tablet, bilgisayar veya cep telefonuyla oynanan, masumca görünen, “ne olacak ki alt tarafı bir oyun, hem İngilizce de öğrenir, oynasın çocuk, kafası dağılır” diye gönül rahatlığıyla oyunlara teslim ettiğimiz çocuklarımızın nasıl bir girdabın içinde olduğuna bakacak olursak, PEGI 3 diye adlandırılan tüm yaş gruplarına hitap eden oyunların içinde çıkan reklamlarda, sözde belirtilen yaş ibaresinin tutarsızlığını gösteren korkutucu, silahlanmaya yöneltici ve cinsellik teması olan başka oyunları da görmekteyiz.

Günümüz popüler ve çocuk gelişimi bakımından faydalı oyunu Roblox’un da içine giren bu tarz olumsuz oyun reklamları, çocukta merak duygusunun artmasına sebep olacak ve kimi zaman da bu merakına yenik düşerek, yaşına uygun olmayan bir dünyaya girmesine sebep olmasını mümkün kılmaktadır.

Çocuklarımızın kirlenmemiş hayal güçleriyle, oyun içinde oyun kurarak, yaşamlarını olumlu etkilemesi beklenen bu tarz oyunların masum görünüşlerinin altında yatan olumsuz yönlerini anlayabilmek için, çocuklarda yarattığı agresyona, kazanma hırsına, sabırsızlıklarına
ve dikkat dağınıklığı gibi sorunlarla karşılaşmalarına bakmak yeterli olmaktadır.

Peki ne yapmalı?

Oyunların bu aldatıcı yönleriyle nasıl başa çıkılmalı?

Belki de cevaplar hazır, biliyoruzdur ne yapmamız gerektiğini ancak dijital çağın gerektiğince, birilerinden geri kalmamak ya da çocuklarımıza vakit ayırma konusunda onlara cimri davranarak, onları ebeveyn olarak gözetlememiz gerektiği halde bu görevi oyun yazılımcılarına bırakmaya devam edip, çocuklarımızın oyun tuzaklarında büyümelerine göz yumuyoruz ve gerekeni yapmaktan kaçıyoruz.

Çok geç olmadan, çocuklarımızın oyun oynama saatlerini kısıtlamalı, odalarına belirli aralıklarla onlardan şüphe duyduğumuzu hissettirmeden girmeli, dışarda oynayarak enerjilerini atmalarına izin vermeli ve en önemlisi de onlarla birlikte kaliteli vakit geçirerek onları oyun tutsaklığından mümkün mertebe uzaklaştırmalıyız.

Çocuk, oyunla büyümelidir, tuzaklarla değil…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Damla Altınışık - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?