BARIŞ KAZANSIN

Kime sorsak savaş karşıtı söylemlerde bulunur ama tarih bize bunun aksini söyler.

Önceleri gezegenimizde sınırlar yokmuş.

Dünya herkesinmiş. İnsanlar avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürürmüş.

Gün gelmiş alet yapmayı öğrenmiş, keşfetmeye başlamış. .

İnsanoğlu ne zamanki bu toprak benim deyip sınır koymuş, toprağını çitle çevirmiş işte o zaman sınır savaşları başlamış, cinayetler işlenmiş .

Tarihte ilk savaşlar taş ve sopalarla yapılmış.

Savaşlarla kurulmuş ülkeler, imparatorluklar…

Savaşlarda daha çok insan öldürmek için bulunmuş bombalar, tanklar, tüfekler… Nükleer silahlar…

Savaşlarda başlamış sömürgecilik ve kölelik.

Ne çok çekti insan insandan.

İnsanın gaddarlığından, acımasızlığından.

Hani barış güvercinlerini çizmiştiniz duvarlara, avaz avaz söylemiştiniz özgürlük şarkılarını…

Bir kişi yalnızca bir kişi, insanlığın kaderini nasıl belirlerdi savaş kararı ile…

Hele bir de soykırım varsa işin içinde.

Kasım ayında Amsterdam’daydım.

Günümüzde romantik kanal turlarının yapıldığı, mimarisi ile insanları geçmişe götüren bu güzel şehirde genç bir kızın hayalleri kalmıştı.

Hem de kanal boyunda sıralanan hafifçe yana yatan, ya da yorulan ve düşmemek için birbirine sarılan evlerin birinde.

Çoğumuzun duyduğu Anna Frank müzesinde.

Büyük bir heyecanla dolaştım Arka Evi, gizli bir kütüphaneyle yukarıya çıkan daracık merdivenleri onun tedirginliği ile çıktım..

Kapatılan pencereleri, yattığı odayı gördüm.

İki yıl boyunca hiç dışarıya çıkmadan, sesli konuşmadan, yokmuş gibi yaşamaya çalışmanın ağırlığını içimde hissederek insanlığı sorguladım.

Anna Frank’ı İkinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı günlükle tanıdı dünya.

Hayalleri o küçücük odanın içine sığamayacak kadar büyüktü. İleride ünlü bir yazar olmak istiyordu.

On beş yaşındaydı ve bir gün ailesi ile birlikte Alman askerleri tarafından yakalanarak bir toplama kampına gönderilmek üzere bir trene bindirildi.

Anne Frank öldüğünde on beş yaşındaydı.

Onun gibi milyonlarca insan savaşta yaşamını yitirdi.

Anne Frank geride bir “Hatıra Defteri” bıraktığı için hafızalarda yer etti.

Kağıdın insanlardan daha sabırlı olduğuna inanan Anne Frank günlüğünde bir bölümde şöyle yazar: “En büyük korkum annem ve diğer unutulan kadınlar gibi olmayı hayal bile edemiyorum. Bir koca ve çocuklar dışında kendimi adayacağım bir şeye ihtiyacım var benim , …

Anne Frank’ı unutmadık, o hep Hitler’in soykırımının bir sembolü olarak kaldı hafızalarda …

İkinci Dünya Savaşı tüm dünyanın savaşı sorgulamasına ve uzunca bir süre savaştan uzak kalmasını sağladı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan yirmi dört yıl evvel topraklarımız işgal altındaydı.

Milli Mücadele Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tek yürek olan Türk halkının mücadelesine sahne oluyordu.

İnebolu’dan başlayıp Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara’ya uzanan İstiklal Yolu’nda cephane taşıyan kadınlarımızı vardı.

İstiklal Yolu deyince aklımıza ilk gelen isim Şerife Bacı olur.

Şerife Bacı günlük tutmuyordu, geriye duygularını, hayallerini anlatacak bir defter de bırakmamıştı ama onun tek amacının vatanı korumak olduğunu hepimiz biliyorduk.

Henüz yirmi bir yaşındaydı.

Bir şafak vakti, yanında iki dilim azığı ve yeni doğan bebesi ile yola koyuldu.

Hava soğuktu ve kar yağıyordu, cephane ıslanmasın diye üzerindeki şalı cephanenin üstüne örtmüştü.

Yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve kendisi de donarak şehit düşmüştü.

Şerife Bacı bizim değerimizdir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Yurtta barış, dünyada barış.” Sözüne bir kez daha sarılmalı dünya.

Savaş gözyaşıdır, hüzündür.

Savaş yalnızlıktır.

Çağımız hani bilgi çağıydı.

Birkaç gün önce Rusya’nın soykırımı da içinde barındıran Ukrayna’yı işgal operasyonunu duyduk.

Uluslararası siyasetin en temel yasalarından biri şöyleymiş:

“Birbirine yakın her iki ülkenin, bir yıl içinde birbirlerine savaş açmalarına sebep olacak mantıklı bir senaryo mutlaka vardır.”

Bu cümledeki ironi ile tüm dünya Putin’in kurgu senaryosunu izlemekte.

Televizyondaki savaş haberlerine bakamıyorum bile.

Uzun menzilli füzelerin ve savaş uçaklarının ne farkı kaldı eski çağlardaki taş ve sopalardan.

Aynı vahşi duygular hiç törpülenmemiş.

Aynı hırs ve gözü dönmüşlük insan hayatının önüne geçmiş.

Tek adam kararı eskiden de vardı bugün de.

Modern toplum bu muydu?

Utanıyorum insanlığımdan.

Dünyanın kayıtsızlığından.

Güç kavgası hiç mi bitmez?

Umutluydum yarınlardan.

Sevginin ve bilginin gücünden.

Yazımı Benjamin Franklin’in şu sözüyle bitirmek istiyorum “ İyi bir savaş veya kötü bir barış hiç olmamıştır.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Ayhan - Mesaj Gönder --- Okunma

# Ankara

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

02

N.k - Her zamanki gibi dolu dolu bir yazı olmuş, kalemine sağlık ???

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Şubat 21:33
01

Nurdan Kurt - Maalesef keşke konularımız savaş olmasa masumlar ölmese sizin gibi eğitmenler çoğalsa hep iyiliği öğretse ?♥️

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Şubat 21:29


Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?