Tuzağa mı düştük?

İlçenin Kaymakamı ve Belediye Başkanı önde, bakanlık ve belediye görevlileri arkada…

Karasu sahilinde dalgaların erozyona yol açtığı bölgeyi inceliyorlar.

Kıyı tahribatının basın ve sosyal medya tarafından kamuoyuna duyurulmasının üzerinden neredeyse bir buçuk ay süre geçmiş, devlet her zaman olduğu gibi yine nazlanarak kıpırdamış!

Kıyı erozyonu Karasu’nun yıllardır baş etmeye çalıştığı bir sorun. Nedenleri bu yazının konusu değil, ama durumun anlaşılabilmesi için bir anekdot aktarayım.

2010 yılıydı. O zamanki adıyla Devlet Limanları Hava Meydanları Genel Müdürlüğü (DLH) yapmış ve emekliliğe hazırlandığını söyleyen bir bürokrat, özel ziyaret için Karasu’ya gelmişti.

Belki konuşur ümidiyle, “Sahildeki erozyonu önlemenin bir yolu yok mu” diye sorduk.

Henüz emekli olmadığı için yazılmaması kaydıyla söylediği şuydu:

“Erozyona yol açan Karasu Limanı mendireğidir. Burası balıkçı barınağı olarak projelendirilmişti. Dönüşüme itiraz ettik, ama dinletemedik!”

Dost sohbetlerinde bu diyalogu anlattığımızda, “O iş geride kaldı. Bundan sonra ne yapılması gerekir, sen onu anlat” çıkışıyla karşılaşıyoruz.

Gelinen noktada bu haklı bir karşı çıkıştır. Limanı kaldıracak halimiz yok. Öyleyse ne yapmalı?

* * *

Karasu kumsalında önce azar azar, daha sonra metrelere varan kayıplar başladığında, Doğu Karadeniz sahillerini gezip orada yaşanan benzer gelişmeleri ve alınan önlemleri yerinde inceledik.

Gördüğümüz şuydu:

Balıkçı barınağı yapılan sahillerde kumsal daralmış ve dalgalar geri plandaki yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. Ve çözüm için ‘T’ biçiminde dalgakıranlar yapılmıştı. Ayrık ve paralel dalgakıranlar pahalı bulunduğundan ‘T’ dalgakıranlar tercih edilmişti. (Samsun/Dereköy)

Samsun’dan ayrılırken kıyıya yakın yazlığı bulunan bir vatandaşın bir uyarısı dikkatimizi çekmişti: “Dikkat edin, dalgakıran tuzağına yakalanmayın!”

Dönüşte durumu belediyeye aktardık.

Çok geçmedi, Karasu sahilinde ‘I’ dalgakıranların inşaatına başlandı. Yaklaşan seçimleri hesaba katan siyaset “Görünür bir şey olsun da ne yaparsanız yapın” emrivakisinde bulunmuştu.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yalçın Yüksel’in “Araştırma yapıyoruz, sonucu bekleyin” uyarısı bile kulak arkası edildi.

Ne yazık ki Karasu sahili, siyaset eliyle ‘dalgakıran deneme laboratuvarına’ dönüştürüldü. Sonuçta hiçbir koruma sağlamayan o kaya yığınları zamanla kaldırıldı ve bugünkü paralel dalgakıranlara geçildi.

Bundan sonra ne mi yapacağız?

Bugün erozyon dalgakıranların bittiği yerden itibaren yeniden başladı. İlgili bakanlık muhtemeldir ki tabandan gelen sese kulak verecek ve yeni dalgakıran projelerini hayata geçirecek.

Aradan birkaç yıl geçecek ve bu kez son dalgakırandan itibaren sorun bir kez daha uç verecek.

Sonrasını tahmin etmek zor değil…

Dalgakıran dizisi Kocaali sınırına dayandığında “Buyur komşu nöbet senin diyeceğiz!”

Bu gün karşılaştığımız sonuç ve tüm bu yazılanlar siyaset erbabının günü kurtarma anlayışının ürünü ve aynı zamanda bir ‘dalgakıranlar tuzağına’ düştüğümüzün resmidir.

Kıyı korunması bir bilim dalıdır.

Bu işin eğitimini alanları dinlemez ve başına buyruk hareket ederseniz, işte böyle sonucuna da katlanırsınız!

Siyaset, bilime inansa ve bilim insanının görüşlerine saygıyla yaklaşsaydı, Karasu Plajı ‘Sahilpark’ adı altında bir andezit taşı ve beton yığınına çevrilmezdi.

O park yapıldığından beri her kış mevsiminde ön bölgedeki kumsal yok oluyor.

Bunun nedenini Karadeniz kıyılarındaki değişmeleri yakından izleyen bir yetkiliye sorduğumuzda şu yanıtı almıştık:

“Kıyıya çok yakın yerlerde duvar yaptığınızda dalga gelir ona çarpar ve enerjisini boşaltmadan geriye döner. İçindeki malzemeyi (kum) oraya bırakmaz.

Arkadan gelen dalgayla da birleştiğinde iki kat dalga boyuna ulaşıp o bölgeyi oyar.

O zaman yapacağınız tek şey her yıl başka yerden oraya kum taşımaktır.”

Olay yeri incelemesinde bulunana Sayın Kaymakam ve Sayın Belediye Başkanı’na âcizane önerim, Bakanlık Altyapı Yatırımları Bölge Müdürlüğü’nden bir yetkili ile baş başa görüşüp, işin perde gerisini öğrenmeleridir.

İnanıyorum ki o yetkililer, başlarına bir şey gelmeyeceğine inandıkları anda bu güne kadar yapılan yanlışlarla bundan sonra yapılması gerekenleri en ince ayrıntısına kadar anlatacaklardır.

Dalgakıranlar bugünün icadı değil.

Tarih, bilinen ilk taş dolgu dalgakıranın M.Ö. 2000’lerde İskenderiye’de, ilk modern taş dolgu dalgakıranın1781’de Fransa’da ve ilk modern düşey yüzlü dalgakıran ise İngiltere’de inşa edildiğini yazıyor.

Küresel ısınma nedeniyle buzullardaki erime deniz suyunu yükseltiyor. Dünyanın birçok ülkesi kıyılarını, çok çeşitli özellikler taşıyan dalgakıranlarla korumaya çalışıyor.

Ama bunun hesabını kitabını bizdeki gibi siyaset ve bürokrasi değil bilim insanları yapıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cihan Ersöz - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?