Hendek'te patlamaya giden süreç

Hendek’te 3 Temmuz 2020 tarihinde; 7 işçinin hayatını kaybettiği, 127 işçinin ise yaralandığı Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'ndaki patlamaya ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada, müşteki avukatlarının savcı mütalaasına karşı verdikleri beyan dilekçesi, patlamaya giden süreci anlatıyor. 

Dilekçeyi yeni okuma şansım oldu. 

Ferizli'deki büyük duruşma salonunda görülen davanın duruşması sırasında verilen dilekçede avukatlar "İşveren ve işveren vekili olan sanıklar, işçilerin güvenliğini sağlayabilmek için bir tek önlem dahi almamışlar ve olası kastla insan öldürme suçunu işlemişlerdir” ifadelerini kullanmışlar..

Avukatlar "daha fazla kâr hırsının patlamaya giden süreci oluşturduğuna”“ dikkat çekmişler.

Duruşma, daha önce açıklandığı gibi 5 gün sürmedi ve ikinci gününde 28 Şubata ertelendi ve muhtemelen mahkeme o tarihte son kararını verecek.

7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamayla ilgili ilk günden bu yana bir ihmaller zincirinin patlamaya yol açtığını düşünenlerdenim...

Bu nedenle elimden geldiğince hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve tüm müştekilerin baştan bu yana seslerinin duyurulmasına yardımcı olmaya çalıştım.

Artık davada karar aşamasına gelindi.

Bu noktadan sonra yazılacakların belki çok anlamı yok.

Yine de yorum yapmadan müşteki avukatlarının verdiği ortak dilekçeden alıntılar yapmak istiyorum:

Hendek'te patlamaya giden süreç


İŞVEREN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMAKLA SORUMLUDUR


Dosya içerisindeki tüm deliller, gerçekleşen ölüm ve yaralanmaların sanıklar tarafından olası kastla işlenen fiiller neticesinde oluştuğunu açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.

Her bir sanık için talep ettiğimiz ceza miktarının açıklandığı dilekçemizin ilgili bölümünde detaylı olarak açıklanacağı şekilde; üretim baskısı, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması ve bir bütün olarak fabrika işleyişinin insan canı göz ardı edilerek örgütlenmiş olması sonucunda ortaya çıkan sonuçtan sanıklar sorumludur.

Bu sorumluluktan kurtulma çabası ile kendilerinin çok vatansever olduğu ve fabrikada sabotaj yapıldığı iddiası, somut deliller karşısında hukuken hiçbir anlam ifade etmemektedir.

Ayrıca ve kabul anlamına gelmemek üzere belirtmek gerekir ki, işveren ve işveren vekili olan sanıklar, iş yeri organizasyonunu hiçbir işçiyi öldürmeyecek şekilde yapmakla yükümlü oldukları kadar iş yerinin dışarıdan gelen saldırılara karşı korunması ve iddia ettikleri şekilde bir saldırı gerçekleşse dahi işçilerinin can güvenliğini sağlayabilmek için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

Hendek'te patlamaya giden süreç


PATLAMA KAÇINILMAZ HALE GELMİŞTİR

Şirket yönetiminin bir kısım eylemleri, işin doğasında var olan riski artırmış, işveren aktif eylemleriyle patlamayı neredeyse kaçınılmaz hale getirmiştir.

İhmali olmanın ötesine geçerek aktif bir hale gelen bu davranışlar, sanıklardan bazılarının fiili bilinçli taksirle değil, olası kastla işledikleri sonucunu ortaya koymaktadır.


İŞ ORGANİZASYONU MEZUATA UYGUN DEĞİL


Fabrikanın iş organizasyonu mevzuatın emrettiği iş güvenliği mekanizması bertaraf edilecek şekilde oluşturulmuştur. Sanıklar, işyerini fenne ve bilime ve iş güvenliği kurallarına uygun şekilde çalıştırmak yerine, mevzuata aykırı olarak çalıştırmayı mümkün kılmak için mevzuatın emrettiği iş organizasyonu yerine mevzuata aykırı bir iş organizasyonu oluşturmuşlardır.

Sanıklar Ali Razı Ergenç Coşkun ve Yaşar Coşkun, Tüzükte özellikleri belirtilen sorumlu müdürlerin üzerinde olacak şekilde sanık Hasan Ali Velioğlu'nu müdür olarak görevlendirmişlerdir. Sanıklar, kendilerinin önceki şoförü ve kişisel olarak kendilerine yakın gördükleri ve kendilerinin sözünden çıkmayacağına güvendikleri bir kişi olan Hasan Ali Velioğlu'nu, eğitimi ve mesleki uygunluğu olmamasına rağmen, üretim konusunda yönetici pozisyonunda çalıştırmışladır.

Sanıklar bu yönetsel tercihleri ile mevzuatın emrettiği (yönetsel) güvenlik mekanizmasını en tepesinden bertaraf etmişlerdir.

İZİNSİZ BİR ŞEKİLDE BARUT ÜRETİLMİŞ

Hendek'te patlamaya giden süreç


Patlamanın yaşandığı fabrikada mevzuata aykırı şekilde barut üretimi yapıldığı ortaya çıkmıştır. Sanıklardan Ahmet'in ifadesinde belirttiği bu husus, daha sonra bilirkişiler tarafından da tespit edilmiş olup bu hususta herhangi bir şüphe kalmamıştır.

Kaçak barut üretiminin eldeki dava açısından 2 temel başlıkta önemi bulunmaktadır.

Bunlardan birincisi, kaçak barut üretiminin hangi fiili koşullarda yapıldığı, ikincisi ise sanıkların üretime ilişkin risklere nasıl yaklaştığıdır.


PATLAMA VE YANGINA KARŞI ÖNLEM ALINMAMIŞ


Patlamanın olduğu Çin Mahallesi'nin 100 metre kadar doğusunda, havai fişek fabrika yerleşkesinin kuzeyinde imalathane yapılarının yakınında yer alan patlayıcı mamullerin muhafaza edildiği 300 metrekarelik 8 büyük deponun herhangi bir olası patlama, parlama ve yangın etkilerine karşı yapısal anlamda hiçbir önlem alınmadığı, hepsinin patlamadan sonra büyük yangında kullanılamaz hale geldiklerinden açıkça anlaşılmaktadır.

Söz konusu depolar arası mesafenin yaklaşık olarak 8-10 metre bırakıldığı ve bu depolar arasında herhangi bir sütrenin yapılmadığı gibi güvenlik mesafelerine de dikkat edilmediği tespit edilmiştir.

Hendek'te patlamaya giden süreç


KAÇAK BİNA İNŞA EDİLMİŞ


Çin Mahallesi'ndeki alana, hiçbir ruhsat başvurusu yapılmaksızın 4 bina inşa edilmiş ve hemen üretime başlanmıştır.

Binaların ruhsatsız olarak yapılmış olması, yalnızca bir imar mevzuatına aykırılık hususu değildir. Zira bahsedilen binalar herhangi bir iş yeri ya da konut binası olmayıp, patlayıcı madde üretiminde kullanılacaktır.

Dolayısıyla da bu maddelerin üretimine ilişkin mevzuata uygun olarak inşa edilmeleri gerekmektedir.

Sığınak olarak inşa edilmesi gereken bir bina için 2014 yılında bir başvuru yaparak onay almasına rağmen tek bir çivi çakmayan şirket yönetiminin tercihi ise herhangi bir ruhsat başvurusu dahi yapmaksızın barut üretimi yapabileceği binalar inşa etmek olmuştur.

Sığınak yapımının önemi şirket yönetimince tespit edilmesine rağmen bu binanın yapılmamış olması başlı başına riski artıran aktif bir eylemdir.


DEPOLAMA MEZUATA AYKIRI

Tüzüğün ‘Oyun ve Eğlence Aracı Olan Patlayıcı Maddeler’ başlıklı 18. maddesinin 5. fıkrasında, "Üretim yerlerinde, bir binadaki patlayıcı madde karışımının miktarı bir kilogramı geçmez. Üretim sırasında, bu maddelerin nem oranı hiçbir zaman yüzde 15'ten aşağı olamaz" düzenlemesi yer almaktadır.

Dosya kapsamından, başta bilirkişi raporunda ilk patlamanın meydana geldiği tespit edilen misket laboratuvarının bulunduğu bina olmak üzere, üretim binaları ve depolarda mevzuattaki sınırın çok çok üzerinde patlayıcı madde bulundurulduğu ve depolandığı anlaşılmaktadır.

Sanıkların, müştekilerin ve tanıkların beyanları da fabrikada aşırı miktarda patlayıcının bulundurulduğu yönündedir.

Sanıklar, ilk patlamanın meydana geldiği yer olan misket deposunun yanında bulunan odada depolanan patlayıcı maddelerin tahrip gücünün çok fazla olduğunu bilmektedirler; bilerek ve öngördükleri neticeyi kabullenerek, bir yönetsel karar olarak anılan patlayıcıları bu binada depolamışlardır.

KAMU GÖREVLİLERİNEN DE İHMALİ VAR

Hendek'te patlamaya giden süreç


Gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında alınan sanık, tanık ve müşteki beyanlarından çok net anlaşıldığı üzere son derece kötü koşullarda çalıştırılan bir fabrikanın denetlemelerin büyük çoğunluğunu sorunsuz geçirmesinin ya da denetlemelerden sadece Uyarı cezası almasının sebebi, denetim yapılacağından önceden haberdar olunması ve deneticilerin işlerini mevzuata uygun yapmamasıdır.

İşyerini iş güvenliği önlemleri yönünden denetlemekle görevli olan ve kamusal yetkiyi kullanan komisyondaki bu kişiler, önceden haber vermek suretiyle kusurların gizlenmesine katkıda bulundukları gibi, denetimleri de özensiz ve baştan savma şekilde yapmışlardır.

Görevlerini mevzuata uygun yerine getirmeyen bu görevliler göz göre göre gelen katliama bu anlamda katkıda bulunmuşlardır.


F.Ç. DENETİM GÖREVLİSİYKEN FABRİKA HİÇ CEZA ALMAMIŞ

Denetimlerle ilgili dikkat çekici bir diğer husus; 2014 yılında fabrikada güvenlik sorumlusu olarak çalışmaya başlayan F. Ç.’nin bu işe başlamadan önce tam da bu fabrikanın denetimlerinde görev alan bir emniyet görevlisi olmasıdır.

F. Ç., emniyette görevliyken fabrika neredeyse hiç ceza almamış, kendisi fabrikada çalışmaya başladıktan sonra da işverenin en fazla uyarı cezası almıştır.

Tüm bu sebeplerle başta F.Ç. olmak üzere denetimlerde görev alanların bu katliamdaki sorumluluklarından dolayı yargılanmaları gerekmektedir.

Bu sebeplerle Mahkemenin, katliamın meydana gelişindeki sorumlulukları aşikâr olan bu kişiler hakkında, yargılanma usullerinin izne tabi olması da göz önünde tutularak, suç duyurusunda bulunmasını talep ediyoruz.


Not: Başta da belirttiğim gibi burada yazılanlar patlama davasının dosyasına da giren müşteki avukatlarının mütalaaya karşı beyan dilekçesinden alınmıştır.

Takdir mahkeme heyetinindir.

Adaletin tam anlamı ile tecelli etmesi ise tek dileğimizdir. S.M.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Matur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

01

Erol Çiçek - Sevgili matur olay bence fetönün bir oyunudur.sabotaj ihtimalide araştırılsın.Yaşar bey tamamen suçsuzdur bence

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Şubat 12:16


Anket Sizce Sakarya'nın en önemli sorunu ne?