Persona non grata

Hangi ilişkide yaşanmamıştır ki kocanın eşini babasının evine göndermediği ya da kocanın bizzat kendisinin eşini ailesine götürüp bırakmadığı!..

Hangi evlilikte görülmemiştir ki kadının eşine mesaj atıp “eve gelme” dediği, anahtar değiştirdiği, kapıyı açmayıp, eşini evden postaladığı!..

Böyle olmayan ilişkiler, evlilikler vardır elbette.

Lakin sayıları çok değil zannımca.

Bizim ilişkilerimizde diğerleri daha fazla.

Seviyoruz sert aksiyonları!..

Bu davranışın devletler arasındaki ilişkilerde de karşılığı var;

Persona non grata!

“İstenmeyen kişi” ilan etme.

Diplomatı ülkesine postalama.

Siyasetçilerimiz bize her gün yeni bir şeyi öğretiyorlar, sağ olsunlar!

Şimdi de bu politik tutumumun ne anlama geldiğini “öğrenmeye” çalışıyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında,

AİHM kararına uygup Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını talep eden 10 büyük elçi için

dış işlerinden “persona non grata” prosedürünü uygulamasını istediğini belirtti.

10 Ülkenin büyükelçilerini evlerine postalayın dedi.

Bu davranışı biz, ilişkilerde tehdit olarak kullanıyoruz.

Bu davranışları karşı tarafı gerçekten “istemediğimiz” için yapmayız;

Karşı tarafı “cezalandırmak” için yaparız,

ya da karşı tarafın bizim istediğimiz “hizaya” gelmesi için yaparız.

Bazen geçici olarak işe yarar.

Gün sonunda hiçbir sorunu çözmediği gibi tehdit edilen davranışlarla ilgili de bir aşınma ortaya çıkar.

Kapı dışarı bırakılan erkek için bu süreç bir süre sonra “sıradanlaşmaya”,

ailesine gönderilen kadın için bu davranış erkeğin pişman olup duygusunu patolojik şekilde ifade ettiği bir sürece dönüşür.

Bir süre sonra bu davranışlara karşı duyarsızlaşılır, hissetmez olunur.

Bizim gündelik ilişkilerimizde sık karşılaştığımız ve yapageldiğimiz bu davranışları devletler arası ilişkide kullanmaya kalkmanın sonuçları bizim açımızdan çarpıcı olabilir...

Elin oğlu bu davranışları bizim algıladığımız gibi “algılamayabilir”.

Korkutayım derken “ilişkiler” elimizde kalabilir!

Geçen hafta Merkez Bankasının kimsenin beklemediği 2 puanlık faiz indiriminin ardından alev alan dolar, 9.60’ın kapısına dayandı.

Böyle bir zamanda Cumhurbaşkanının bu çıkışı dikkat çekici..

Ağustos ayındaki yazımda Haziran’da seçim beklediğimi, bunun için eylül ayından itibaren “faiz indiriminin” başlayacağını düşündüğümü belirtmiştim.

Öyle de oldu.

Hatta bu ayki 2 puanlık düşüş, sürecin oldukça hızlı ilerleyeceğini, belki yaza bile varmadan seçime gideceğimizi gösteriyor…

Burada anlamadığım nokta şu;

indirilen faiz zaten dövizi ateşliyor, artan kur gündelik ekonomik hayatımızı zora sokuyor zam olarak geri dönüp, bu bilinmesine rağmen durumu daha da sıkıntılı hale getirecek açıklamalarda bulunmanın “gereği” ya da “anlamı” nedir?

Üstelik bu hafta Halkbank davası da görülmeye başlanacak.

9.60’ın üstüne gitmek için yer arayan “dolar” için zaten yeteri kadar “neden” var.

Daha da yukarı itmek için bu gayretin nedeni nedir:

“Persona non grata” iktidarın “kontrolü tamamen kaybettiğini” mi gösteriyor?

Yoksa iddia edildiği gibi gerçekten “dolar develüe” mi ediliyor!?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?