KARARSIZ DEĞİL, “GÜVENSİZ” SEÇMEN

Olası bir erken seçim için atmosfer giderek koyulaşıyor.

Tablo buyken, süreç ilerledikçe kararsız seçmen denilen kitlenin sayısının giderek arttığını söylüyor anket şirketleri.

Yüzde 20-25 arasında bir seçmen grubundan bahsediliyor.

Gözden kaçırılan ya da kaçırılmak istenense, bu seçmen grubunun büyük kısmının sorununun kararsızlık olmadığıdır!

***

2002 de AK Partinin seçmenden büyük bir destek almasının “tek” nedeni iktidar ortaklarının yarattığı “ekonomik buhran” değildi.

Partinin liderinin Recep Tayyip Erdoğan olması da değildi.

28 şubat da değildi.

Bunların hepsi bir etkendi seçmenin AK Partiye yönelmesi için.

Ancak seçmenin yönelimin temelinde, Refah Partisinden ayrılıp AK Partiyi kuranların “statükoya” itiraz etmesi vardı.

Yaşı uygun olanlar hatırlar,

“Fazilet partisi kapatılmamış olsaydı, partinin başına da Recep Tayyip Erdoğan geçmiş olsaydı, AK Partinin 2002 de aldığı desteği alır mıydı Fazilet Partisi?”

Statükoya itirazın sembolü “milli görüş gömleğinin çıkarılması” olmuştu.

Bu cümleyle kendilerini “merkeze” konumlandırmışlardı.

Partinin yapılanmasında da bunun emareleri görülmüştü.

20 yıl sonra bugün AK Partinin güç kaybetmesinin nedeni,

“milli görüş gömleğini çıkarması değil, tekrar giymeye çalışmasıdır.”

İktidarda kalabilmek için, statükolaşmasıdır.

Buhranlı dönemlerde “oy geçişkenliği” için siyasetçilerin içlerinde yetiştikleri ideolojik atmosferi/kalıpları kırması gerekir.

Bu olmadan o siyasi oluşum “merkeze” gelemez.

Merkeze gelmeden de büyük oy desteğine ulaşamaz.

***

Peki, bugün muhalefet partilerinde böyle bir iç hesaplaşma, merkeze gelme arzusu var mı?

Tek tek bakalım;

DEVA partisi.. bir hesaplaşması yok. AK Parti döneminin başarılı taraflarını kendilerine mal edip, başarısızlıklarından kendilerini “ari” kılıyorlar.

Ancak Babacan, 2019 yılına kadar parti üyesiydi.

Bu nedenle, ayrılıncaya kadar geçen süreçteki tüm başarısızlıkların ortağıdır.

Bu sorgulama bu yüzleşme yapılmadan seçmende “güven” ve “umut” oluşturulamaz, görünen de bu zaten, seçmen Babacan’ın söylemini satın almıyor.

Gelecek partisi de aynı şekilde.. Davutoğlu Suriye bataklığına bizi sokmasıyla ilgili halen bir “özeleştiri” yapmış değil, bu nedenle seçmenden de destek görmüyor.

KONDA araştırmasında “İyi Parti”nin oylarının yüzde 19 bulduğu tespit edildi.

Önemli bir artış.

Ancak bu artış da partinin kendini merkezde görmesi için yeterli değil.

Onun merkeze geldiğini ve geniş seçmen kitlelerinden oy alabileceğinin göstergesi, HDP’yle kurduğu ilişkidir. Uzun zaman sonra zorlaya zorlaya HDP’nin siyasi bir parti olduğunu kabul ettiler.

Lakin “hadi masaya oturun ve ülke meselelerini konuşun” dense, itiraz ederler.

Yani İyi Parti MHP bagajını hala sırtında taşıyor.

Bu nedenle sınırları dar bir siyaset alanına sahipler.

Son olarak muhalefetin amiral gemisi CHP’ye bakalım…

Kendime şunu soruyorum:

Ben şu anda Sakarya’da CHP’de siyaset yapabilir miyim?

Hayır.

Peki yapmak ister miyim?

Hayır.

Neden?

Benim nazarımda;

CHP “Kemalizm gömleğini” çıkarmış değil.

Tüm muhalif seçmen deyim yerindeyse CHP’nin ağzının içine bakıyor, umut beslemek istiyor.

Ancak CHP’nin yüzde 25’i o kadar katı ve güçlü ki kendi dışındakilere açık değil.

Gömlek sıkıca giyilmiş durumda!

Parti içinde bir takım siyasetçiler bu durumu değiştirmeye çalışsa da,

bu konudaki niyet de arzu da çaba da Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın ekibinin dışına yayılabilmiş değil.

Bu yüzden sordum “Sakarya’daki CHP kadrolarında ben siyaset yapabilir miyim” sorusunu...

Kendi üstümden gitmemin nedeni,

Sakarya’daki diğer seçmen gruplarına göre kendimi daha merkezde konumlandırmam.

Ben CHP’de siyaset yapamayacaksam, kim yapabilir ki!


Ben, CHP’lilerin sosyal medyada yerden yer vurdukları “yetmez ama evet” diyenlerdenim.

Onlara da göre bu ülkede;

28 Şubatçı’ların,

üniversiteye kız öğrencileri baş örtülü diye almayanların,

başı örtülü asker analarını kışlalara almayanların,

dindar diye ordudan subay atanların,

dindar diye parti kapatmaya kalkanların,

bu yapılıp edilenlerle AK Parti’yi yaratanların konuşma hakkı var,

ama

2010 referandumunda “yetmez ama evet” diyenlerin yok!

Nasıl bir günah işlediysek artık!


Kemal Kılıçdaroğlu’nu önemsiyorum.

Onun egosundan vazgeçen siyaset yapma biçimini seçmen, sandıkta 31 martta ödüllendirdi.

Dedi ki

“Bana ideolojik körlükle gelme”

Peki,

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu anlayışı ve dili tabana yayıldı mı?

Öyle görünmüyor!

70 yaşlarda, çok sevdiği, 55 yıl aynı yastığa baş koyduğu eşini birkaç hafta önce kaybetmiş yaşlı adamın “yeni bir eş” aramak için harcadığı çabayı şaşkınlıkla gözlemiştim.

Neden bu kadar acele, bu kadar yoğun bir çaba içine girdiğini düşünmüştüm.

Ve ona sormuştum bunu.

Demişti ki

“O kadar yalnız hissediyorum ki kendimi.. Kendimi yalnız hissettikçe delirecek gibi hissediyorum.. kalbim hızlı hızlı çarpıyor, ölecek gibi hissediyorum.. uyku uyuyamıyorum, hayat duruyor, hayatın bundan sonrasının böyle geçeceğini düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum!”

Yaşlı adam eşinin yokluğunun yasını reddediyordu.

Bu yüzden 55 yıl aynı yastığa baş koyduğu ve büyük bir aşkla bahsettiği eşinin ölümünün üçüncü haftasında, panik halde “yeni eş” arayışına başlamıştı.

Şimdi benden de bu yaşlı adamın yaptığını yapmam mı bekleniyor?

Sandığa gidip AK Partiden kurtulma paniğiyle oy kullanmam mı bekleniyor?

Askerin siyasetteki vesayeti kalktığından beridir gördük ki siyasi yapımız, inanılmaz kutuplu.

AK Parti olanı tahrik etti, olmayan bir kutbu yaratmadı.

Hani hoşgörülü bir toplum olduğumuzu söyler dururuz ya sık sık ve böbürleniriz ya bununla!

Yalan bu!

Hoşgörüden anladığımız,

iktidarı elinde tutanın kendi dışındakilere lütufta, ihsanda bulunması, merhamet etmesi iktidarını kabul ettiği sürece.

Bizim toplumuzum “birlikte yaşama kültürü” yok,

Hiç de olmadı!

Siyasette bugün gördüğümüz de bu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

01

Las palmas - Bizim ikiye bölünmüş ve birbirinin can düşmanı toplumumuzda birlikte yaşama kültürü yoksa o zaman bu toplum yakında birbirini yiyecek... 2023 seçimlerinde Kemalizm gömleklilerle milli Götürüş gömlekliler kapışacaksa bu kamalizmin bitişi oluyor 100 yıl sonra hala ölüm kalım savaşı vericekse..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Ekim 05:25


Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?