Karasu’nun huyundan mı suyundan mı?

“Geçmişin bilgisine sahip olabiliriz ama onu kontrol edemeyiz.

Geleceği kontrol edebiliriz fakat onun da bilgisine sahip değiliz.”

ABD’li bilim insanı Claude Shannon’a (*) ait bu sözü hiza alıp felsefi bir yaklaşımla kitap da yazabilirsiniz…

Bugün önünüzde beliren sorunların, geçmişte yaşananların sonuçları olarak karşınıza çıktığı gerçeğine de ulaşabilirsiniz.

Ben ikinci şıkkı seçiyorum.

Bir hatırlatmayla başlayayım.

9 Mart 2021’de Sakarya’da yayınlanan bir gazete ve farklı internet sitesinde bir haber vardı.

Journo.com’un yerel basın üzerinde yaptığı araştırmada, Sakarya basınının özgün habercilik konusunda sınıfta kaldığı belirtilmiş ve Sakarya için ‘haber çölü’ tanımı kullanılmıştı.

Araştırmadaki rakamsal verilerden biri şöyleydi:

“Sakarya’da günlük ortalama olarak haberlerde en çok adı geçen ilçe, 2 bin 831 haber ile Karasu.”

9 Mart’ın üzerinden bir ay geçti. Basınımızda bu araştırmayla ilgili bir değerlendirme göremedim.

Kabullenip sorunları halının altına süpürme mi yoksa burun kıvırıp geçmek mi? Bilemedim.

Geçiyorum…

Karasu neden haberlerde önde? Huyumuzdan mı suyumuzdan mı?

Örneğin; son bir ay içinde üç konuda basına malzemeyiz.

Birincisi, belediye eski başkanı dâhil 9 kişi hakkında verilen hapis kararı.

İki, yine eski başkana yönelik ‘protestolu senet’ iddiası…

Üç, sahile yapılan duvar…

Sözünü ettiğim her üç haberle ilgili olarak, elimizde geçmişten kalan çok bilgi var.

Hemen tümü, o zamanlarda göz yumulan yanlış işlerin günümüze taşınmış mirasıdır.

Örneğin cezaya konu olan ihale için o kadar çok şey yazıldı ve uyarı yapıldı ki, eklenecek resmi belgeleriyle birlikte kalınca bir kitap olur.

Şu duvar meselesi…

Son yazımda değinmiştim. Şimdi belge niteliğindeki fotoğraflarla destekli ayrıntı veriyorum…

Tarih 24 Nisan 2009… 29 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin üzerinden henüz 26 gün geçmiş… Karasu kumsalında biri paletli dozer, ikisi kalın tekerlekli hafriyat kepçesi olmak üzere üç iş makinesi harıl harıl kum tepelerini indirip düzeltme yapıyor.

Çalışmaya nezaret eden, günün çiçeği burnunda MHP’li Belediye Başkanı

Başkan gerekçeyi açıklıyor:

“Caddede gezenler denizi görsün diye!..”

Bu gün sahile uygulanan projenin bir parçası niteliğindeki duvar için sosyal medyadan yükselen itirazları gördük:

“Duvar denizi görmemizi engeller, tez yıkıla!”

Sıkça anlatılan hikâyedir…

Azrail, canının almaya geldiği kulun ‘Bari önceden haber vereydin’ sitemine şöyle yanıt vermiş:

“Şu gün kalbin tekledi, ardından ölümcül kazayı ucuz atlattın, sonrasında kaza kurşunu başını sıyırdı geçti; bunlar uyarı sayılmaz mı?”

Karadeniz, sahilini yağmalamaya başladığımız günden beri defalarca bizi uyardı ama anlamazdan geldik.

Çok eskilere gitmiyorum…

2003’te patlayan fırtınada dalgalar Haralomba balıkçı köyünü yok etti. Barakalarında uyuyan balıkçılar canlarını zor kurtardı; tınmadık bile!

Karadeniz son 15 yılda, Özsu restoranı ve kafeteryasını, kıyı boyu sıralanmış yazlık barakaları yerle bir etti.

250 metrelik sahil nedeneyse 100 metrenin altına düştü; yine uyanamadık.

12 Şubat 2012 sabahı kabaran deniz dalgaları tsunami gibi önüne çıkan engelleri aşıp caddenin karşı tarafına geçerek evleri bastı; bu bile ders olmadı.

Kuzeyden esen sert rüzgârın geri plandaki arazilere taşıdığı hariç, sahildeki caddeye yığdığı kum yılda ortalama 300 kamyon…

Duvarın üstünde tepinen ‘yıkılsın’cılar bu felakete yol açanın kum tepelerinin yok edilmesi olduğundan habersiz mi?

Eğer biliyorlarsa bu tepeleri geri kazanmak için bir önerileri var mı?

Anti duvarcılara bir hatırlatma…

O duvarın yüksekliği 110 cm’ydi. Yıkıldı ve ertesi günü yenisine başlandı. Gittim ölçtüm, şimdi 123 cm… Sosyal medyayı tarıyorum, ne duvarın yenilenmesine itiraz var ne de daha yüksek yapılmasına!

Dile getirdiğim ve bugün karşımıza dikilen sorunların nedenleri, geçmişin sayfalarında okunmayı bekliyor.

Hafıza özürlü değilsek şöyle geriye doğru bir baksak diyorum…

(*) Claude Shannon, internet gibi veri ağları üzerinde gönderici noktasından yola çıkan elektronik sinyallerin alıcı noktaya gürültüden etkilenip değişime uğramadan ulaşmasını sağlayan ve bilgi kuramının babası olarak bilinen ABD’li bilim insanıdır.


NOT: Ödenmemiş senet ve Aleynalı-tilkili-tavuklu konser konusu da var ama yerim kalmadı…

Bir dahaki yazıya hazırlık olsun diye sorayım:

-SASKİ’nin yaptırdığı Atıksu Arıtma Tesisi’nde çalışan işçilerin yemek bedelini neden Karasu Belediyesi ödesin?

-Diyelim ki öyle, belediyenin borcu için başkanın özel senet imzalaması ne demektir?

-Karasu’da onca avukat varken senedi tahsile veren alacaklı neden Akyazılı bir avukata vekâlet vermiş?

“10 Nisan-Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 176. Yıldönümünü kutluyorum. Görevi başında şehit düşen polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum.” Cihan ERSÖZ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cihan Ersöz - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'nın yeni OSB'lere ihtiyacı var mı?