İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Herkesin bildiği adıyla İstanbul Sözleşmesi, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olup kadına ve aile içi şiddetin önüne geçilmek için yapılan uluslar arası bir sözleşmedir. Türkiye de dahil Avrupa’daki tam 33 ülke bu sözleşmenin altına imza koymuştur. Bu arada Macaristan, Bulgaristan, Slovakya, Letonya, Ermenistan, İngiltere ve Çekya gibi bazı ülkelerde bu uluslararası antlaşmayı imzalamamışlardır.

Avrupa’daki bu sözleşmeyi kabul eden ülkeler arasında kadına şiddet istatistiklerinde en olumsuz ülkelerden biri olan ülkemin böyle bir sözleşmeye taraf olması beni gururlandırmıştı. Bu tedbirler gereği gibi alınır ve uygulanırsa aile içi şiddet ve kadına şiddet en azından zamanla azalabilir diye düşünmüştüm. Aslında İstanbul Sözleşmesinin içeriği ve amaçları tamda kadına şiddetin ve aile içi şiddetin kendine göre sebeplerinin(!) panzehri gibiydi. Kadına şiddetin veya aile içi şiddetin önlenmesi, mağdurun korunması ve yargıda alınan tedbirler caydırıcılıkta önemli roller üstlenebilmeleri pozitif ayrımcılığın gereği olan imtiyazlardı. Bu üç korumacı başlık altında ayrıca eğitim ve farkındalık konusunda yapılması öngörülen eğitim planlanması da ileriye dönük umutlarımızın yeşermesiydi.

Sonra ne oldu bilmem ama bu antlaşmanın altına imza atan erk kalemşorları muhalefet etmeye başladılar. Daha da önemlisi yasaya muhalefet edenlerin sadece “istemezük” den başka bir açıklamaları da yokdu. Özellikle bu yasaya muhalefet eden kadınları anlamakta güçlük çekmekteyim. Birey olarak senin böyle bir yasaya ihtiyacın olmasa da yarın çocuklarının veya torunlarının olmayacağı anlamına gelir mi? Toplumun dezavantajlı kesimlerini yasa güvencesiyle korumanın neresi kötü...

Hayatım boyunca duyduğumda sinirlerimin tavan yaptığı nefesimin kesildiği an; kadına, çocuğa ve aile içi şiddet sonrası birilerin olayı hafifletmeye çalışmasıdır. “O saatte orada ne arıyordu veya ailesi neden sahip çıkmamış, hatta kol kırılır yen içinde kalır” saçmalıklarıdır. Yen içinde niye kalıyorsa artık…. Yahu o saatte o senin onay vermediğin yere çıktı diye ona şiddet uygulama hakkını sana kim veriyor? Hatta bu sebepten dolayı senin bunu yapan insana haklılık payesi vermen hangi ahlaka dayanıyor…

İstanbul sözleşmesini en çok bu nedenlerden destekliyordum. Peki, İstanbul sözleşmesi hangi gerekçeyle iptal edildi bilen var mı? Resmi ağızlardan “bizim kadınımız aldığımız tedbirler sayesinde yeterince korunmaktadır veya yeterince güçlüdür.” Bu açıklamayı önce Allaha sonra okura havale ediyorum. Ancak el altından söylenen “mağdurların maddi giderlerini karşılamak masraflı hale geldiği “ ve “çok istismar edildiği” yönünde. Aslında bu açıklamalar benim için çok anlam taşımıyor. Bu nedenler sunidir. Bu sorunlar varsa tedbir alırsın ve çözersin yasayı iptal etmek niye….

Birde çocuk kandırır gibi İstanbul sözleşmesi yerine Ankara Sözleşmesini getireceklermiş. Merak ediyorum Ankara sözleşmesine ne ilave edecek veya neyi çıkaracaklar.

Pes.

.

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemil Cebecioğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce okullar açılmalı mı?