Aşıyı beklerken

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.”

Sözünün ışığı altında aşıyı bekliyorum.

Bilimsel çalışmaların, araştırmaların, buluşların bizler için önemi onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda ortaya çıkar.

Tüm dünya nefesini tutarak aşıyı bekler, bir can simidi gibi bilime, aşıya tutunmak ister.

Almanya’dan bir Türk bilim insanının aşıyı bulma müjdesi, Çin’in aşıyı buldum demesi, Rusya ve İngiltere ‘nin bulduğu aşılardan daha çok etkiledi beni.

Uğur Şahin ve eşini tüm dünya büyük bir dikkatle izledi.

Biontech’i herkes öğrendi.

Süper güçlere sahip bir sanal kahraman değildi o.

Gücü, akıl ve bilimdi.

Yaşamda her şeyin bir karşıtı var.

Güzelle çirkin, iyiyle kötü, siyahla beyaz, yalanla gerçek, doğru ile yanlış, gece ile gündüz gibi.

Bu bir denge sanki.

Terazinin bir kefesinin aşağı inerken diğerinin yukarı çıkması olmazsa olmaz gibi…

Bu durum aklımıza aşıya inananlarla inanmayanları getiriveriyor.

Daha dün telefonda konuştuğum seksen dört yaşındaki dedemiz “Aşımı oldum. Yürüyüşüm bile değişti”, dedi.

Tek başına hastaneye gidip aşısını olmuş ve yürüyerek evine gelmiş.

Babacığım da dün aşısını oldu.

Üstelik aşıya giderken takım elbiselerini giymiş.

Ben de bir öğretmen olarak aşı sıramın gelmesini bekliyorum.

Artık okuluma, sınıfıma gitmek, çocuklarımın gözlerinin içine bakmak istiyorum.

Tarihte ilk aşının çiçek aşısı olduğu ve Çinliler tarafından bulunduğu biliniyor.

Ülkemizde ilk aşı çalışmaları ise Osmanlı İmparatorluğu Döneminde başlamış.

Hatta İngiliz elçisinin oğluna İstanbul’da çiçek aşısı yapılmış.

1887 yılında Bakteriyoloji Ameliyathanesi( Kuduz Tedavi Müessesi) kurulmuş. Bu kurum doğunun ilk kuduz merkezi olmuş.

Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretmiş.

Bu dönemde ilk çiçek aşısı üretim evi, difteri, sığır vebası, tifo, kolera, dizanteri ve veba aşıları hazırlanmış ve uygulanmış.

Adını televizyonlarda duyduğumuz Dr. Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü, cumhuriyet döneminin yıldızı olmuş.

Biz binayı haberlerde yıkım kararı ile tanıdık oysa büyük bir mimari titizlikle tasarlanan bu binada bilim ve sağlık adına çok ciddi adımlar atılmış.

Genç cumhuriyete yakışan bilim ve fenin sesi dalga dalga yayılmış. 1932 yılında kendi serumunu kendisi üreten bir ülke olmuşuz.

Dışarıdan serum ithali durdurulmuş.

Ağız yolu ile uygulanan BCG aşısının üretimi gerçekleşmiş.

Pek çok araştırma ve çalışma sonucunda tifüs aşısı ve serumu üretilmiş. Boğmaca, kuru çiçek aşısı ve kuru BCG aşısı üretimi gerçekleşmiş. Araştırmalarımı yaparken gurur duydum.

Kendi aşısını üretebilen bir ülkeymişiz biz.

1940 yılında kolera salgını için Çin’e aşı göndermişiz.

İkinci Dünya Savaşı sırasında pek çok ülkeye tifüs aşısını da biz göndermişiz. 1950 yılında kurulan Influenza Laboratuvarı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel Influenza ( Grip) Merkezi olarak tanınmış.

Ülkemizde aşı üretimi 1996’da DBT ve kuduz aşısı, 1997’de BCG aşı üretiminin kesilmesi ile sona ermiş.

Dünyaya örnek gösterilen Hıfzısıhha Enstitüsü 2011 yılında kapatılmış.

Daha sonraki süreçte işin kolayına kaçmışız.

Üretmek yerine satın almayı tercih ederek aşı üreten bir ülkeden aşı satın alan bir ülkeye dönüştük.

Pandemi döneminde grip aşısı ve zatürre aşılarına ulaşmakta ne kadar çok zorlandık. Aşı sayısı azdı, endişemiz çoktu.

Zatürre aşısı olabilmek için koyulan kriterler kafa karıştırıcıydı.

Dünya Sağlık Örgütü bu tür bulaşıcı hastalıkların devam edeceğini her fırsatta söylemekte. Ülkemizde de aşı çalışmaları devam ediyor.

Çeşitli üniversitelerde aşı ile ilgili değerlendirmeler bizlere umut oluyor.

Hani her fırsatta milli olmaktan söz ederiz.

Milli aşımız neden olmasın?

Biz neden üretmeyelim?

Aşıyı Çin’e biz ihraç edelim.

.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Ayhan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'nın yeni OSB'lere ihtiyacı var mı?