Covid-19 sürecinde okullar

Covid 19 başladığından itibaren, okullarda neler yaşandığına ve karşılaşılan sorunlara ilişkin öğretmen veya okul yöneticisi olarak görev yapan öğrencilerime ödev verdim. Öğrencilerden elde ettiğim dönütler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Bu süreçte, eğitim ile ilgili karar alma süreçlerinde karşılaşılan en önemli problemlerin başında öğretmenleri ve öğrencileri organize etmede yaşanmıştır. Okullardaki bilgisayar öğretmenleri özellikle öğretmenlerin EBA kullanımı konusunda ve öğrencilerin sisteme dahil olma ve sistemi kullanma konusunda etkin olarak kullanılmamış, resmi yazıyla görevlendirme yapılmamıştır. Öğretmenler ve veliler teknik bilgiye okul idarelerinden ulaşmaya çalıştığı görülmekte ancak bu çabalar yeterli olamadığı anlaşılmaktadır.

Okul rehber öğretmenleri geri plana itilerek işlevsiz hale gelmiştir. EBA üzerinden birkaç hazır video paylaşarak görevini yapmış sayılmıştır.. Veli ve öğrencilerin rehber öğretmenlere ulaşması zorlaştı ve aileler içinde problemler büyüdümüştür.

Alt yapı yetersizliklerinden kaynaklanan ders programlarındaki sürekli değişiklik ve ders programı yapma zorluğu, haftalık program yapmak çok öğretmeni olan okul idarecileri için çok zor sürecin ortaya çıktığı, yapılan programların EBA sistemine işlenmesi de bir baka problem ürettiği anlaşılmaktadır. Bu konuda MEB standartlarını iyi belirleyip açıklamadığı için bir çok idareci istifa noktasına gelmiş anca istifalar kabul edilmemiştir.

Bazı öğretmenler hiç ders vermezken bazıları bilgisayar başından kalkamadığı için öğretmenler arasında çatışmalar başlamış ve durum okul idarelerine yansımıştır. Aynı maaşı alan öğretmenler hiç çalışmayanla çalışan arasında çatışmalar oluşturmuştur.

Sistem oturana ve bir düzen sağlanıncaya kadar özellikle dezavantajlı gurupların ihtiyaçları gözetilememiştir. Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için rehber öğretmenler devreye sokulmalı ve yönlendirme istenmeliydi.

Pandemiyle birlikte bilgisayar ve internet vazgeçilmez ihtiyaçlar haline geldi, bu konuda özel sektör de sisteme dahil edilerek altyapı eksikleri kısa zamanda telafi edilmedi, bazı öğrenciler hiç canlı derslere giremezken bazıları internet yada bilgisayar yoksunluğundan derslere katılamamıştır.

Bilgisayarı olmayan öğrenciler için planlaması yapılan tablet dağıtımı için geç kalınmış, okulların sorunu içlerinde halletmesi beklenmiştir. Ancak okulların böyle bir kaynağı olmadığı bilinen bir gerçektir. Uzaktan eğitime geçilmesinin üzerinden 10 ay geçmişken hala tablet dağıtımı tamamlanamamıştır.

Seyreltilmiş eğitime geçilen dönemde yapılan plansız talimatlar nedeniyle bazı öğretmenlerin ders yükü 40 saatin üzerine çıkmış, 5 saatli ders 7 saate çıkınca öğretmenlerin yoğunluğu çok artmıştır.

LGS ve YGS gibi sınavların müfredatı 2019-2020 eğitim öğretim yılında yılın ilk dönemi ile sınırlı kalmış, ikinci dönemin kazanımları ne öğrencilerin bitirdiği okul, ne de başladıkları okullar tarafından telafi edilmemiştir. Ayrıca 5. , 6.ve 7. Sınıflar için telafi eğitimleri planlanmış ancak bu üç hafta ile sınırlandırılmıştır.

2020-2021 eğitim öğretim yılında tüm müfredattan sorumlu olan öğrenciler ölçme değerlendirme sınavları yapılamadığı için sömestre tatiline üç hafta kala uzaktan eğitime katılımlarından puan alacakları açıklamasıyla karşı karşıya kaldılar. Gerek imkansızlıkları gerekse takviye aldıkları için uzaktan eğitimlere katılmayan öğrencilerin puanları düşük olacağı için bu öğrenci ve veliler sorun yaşayacak ve okullara sorunlar yaratacaklarıdır. Sınırlar Eylül ayında belirlenmeli ve veli bilgilendirmeleri bakanlık tarafından yapılmalıydı.

Seyreltilmiş eğitim ile okullara gelme başlayan 8. sınıf öğrencileri başlangıçta ailelerinin tavsiyeleri doğrultusunda maske ve mesafe kurallarına uyarken ilerleyen haftalarda eski alışkanlıklarına dönme eğilimiyle maske, mesafe kurallarını ihlal etmişlerdir. Bu konuda okullarda görevli olan idarecilerin kuralları ihlal eden öğrenciler için herhangi bir yaptırım uygulama şansı olamadığı ya da bu konudaki sınırların belirlenmemesi nedeniyle idareci öğrenci ve veliler karşı karşıya gelmiştir.

Okullarda tespit edilen vakaların illerin Sağlık Müdürlüklerine ve İl Milli Eğitimde Covid 19 sorumlusu Şube Müdürlüğüne bildirim zorunluluğu getirilmiştir. Testi yapan Sağlık Müdürlüğü ve sonuçları onlar okullara gönderdiği için tekrar Sağlık Müdürlüğüne bilgi verilmesi zorunluluğu gereksiz görülmektedir. Ayrıca ilçelerdeki tüm bilgiler toplu halde İlçe Milli Eğitimlere gönderilebilecekken bunun okullar tarafından yapılması gereksiz iş yükü oluşturmaktadır.

Gerek canlı derslerin planlanmasında, gerekse EBA TV yayınlarında çocukların sosyal-toplumsal gelişimine, bireysel ilgi ve yeteneklerine yönelik hiçbir çalışmaya yer verilmemiştir.

Spor, sanat, müzik dersleri yok sayılmıştır. Eylül 2020 tarihinden itibaren tüm derslerle canlı dersler oluşturulmuş ancak bir saatle sınırlı kalmıştır. Bu durumda çocukların sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimleri açısından sorunlar üretebilir.

Güvenlik sorunları ve kurulum sisteminden kaynaklanan sorunlar da öğretmenlerin sıkça karşılaştığı sorunlar olarak ifade edilmiştir. EBA’nın yetersizliği nedeniyle EBA dışı güvenlik sorunu yaşanan platformlar kullanılmıştır. Bu platformlara girişteki ID’lere öğrenci olmayanlar da ulaşmışlar, birçok yerde hiç de hoş olmayan, öğretmenleri öğrenciler karşısında zora düşüren durumlar yaşandığı öne sürülmektedir.

Canlı ders saatleri planlamasında öğretmenlerin özel hayatları ve kişisel yaşamları, çocuk ve gençlerin gelişimleri göz önüne alınmamış; çok geç ya da çok erken saatlere ders ataması yapılmıştır. Anne babanın öğretmen olduğu ailelerde ebeveynler dersteyken küçük çocuklar ihmal edilmek zorunda kalmış, hatta bu nedenle üç yaşındaki bir kız çocuğu anne babası dersteyken balkondan düşerek hayatını kaybetmiştir.

Eğitim çalışanları Mart 2020 den itibaren salgınla mücadelede etkin rol oynamışlardır. Hatta öğretmenlere ve okul yöneticilerine ilave sorumluluklar yüklenerek, ‘’Vefa Grupları” ve “Filyasyon Ekipleri’’ adı altında görevlendirmeler yapılmıştır. Bu durumda öğretmenler arasında Covid 19 vakalarının yayılmasına yol açmıştır.

Pandemi sürecinde yüz yüze eğitime geçilen ilk gruplardan biri de okul öncesi öğrencileri olmuştur. Çalışan annelerin çocuklarını güvenli bir ortama bırakmaları ihtiyacından doğan bu uygulama okulda bulunma süresinin azlığından dolayı amacına ulaşmamıştır.

Her okulda yapılan ve beş yılda bir yenilenen Stratejik planlarda pandemilere yer verilmediği fark edilmiş acil eklemeler yapılarak geçici çözümler oluşturulmuştur. Stratejik planlar daha gerçekçi ve hedefe uygun şekilde hazırlanmalı be uygulaması kontrol edilmelidir.

Okullardaki TYP personeli salgın döneminde okullardan sağlık kuruluşlarına ve milli eğitimlere çekilmiş, okullar açılınca okullar zor durumda bırakılmıştır. Özellikle çok güzel bir uygulama olan güvenlik personelinin okullardan çekilmesi okulları savunmasız bırakmıştır.

Ayrıca Mart ayından sonra öğretmenleri mağdur etmemek adına girmedikleri derslerin ücretlerinin ödenmesi öğretmenlerin haksız para kazandığı düşüncesi oluşturmuştur. Bu da kamuoyunda öğretmenlerin haksız kazanç elde ettiği algısı ve çalışmadan kazandıkları algısına yol açmıştır. Saygınlık ve statülerini de olumsuz etkileyen etmenlerden birisi halini almıştır.

Tabii ki bu sorunların daha fazlası oluşmuştur. Tabii ki bu tür sorunların çözümünde öncelikle okullardaki stratejik planlama süreçlerine kriz yönetiminde ne, nasıl yapılmalı sorularının karşılığı olarak B planları geliştirme zorunluluğu getirilmelidir. Mevcut eğitim sistemi ve eğitim programları ve içerikleri bu hızlı değişime uyum gösterecek şekilde yeniden gözden geçirilmeli ve digitalleşmeye yönelik yeni öğretim ilke, yöntem ve tekniklerine ilişkin uygulamalar devreye sokulmalıdır. EBA sistemi, internet altyapısının güçlendirilmesi, tüm öğretmenlerin hatta toplumun DİGİTAL OKURYAZARLIK düzeyinin arttırılması, pandemi sonrası en az iki yıl tüm öğrencilere dönük hafta sonları ve tatil dönemlerinden seviye tespit sınavlarına dayalı telafi eğitimleri verilerek eksikliklerin giderilmesi vb ek tedbirlerle sürecin eğitim sistemine etkilerinin minimize edilmesi gerektiği öne sürülebilir

Ayrıca bu sürecin yaratacağı okuldan soğuma, okul terkleri vb yeni sorunların önüne geçmeğe yönelik yeni projelerin de bir an önce geliştirilmesi ve tüm Türkiye bazından uygulanması ve bu süreçlerin yasal olarak güvence altına alınması gerektiği öne sürülebilir. Yine bu nedenle digitalleşme ve eğitime etkileri ailelere de anlatılmalı ve değişim ve etkilerinin yaratacağı çocuğu ile iletişim kurabilmeleri hususunda ailelere destek verilmelidir.

Eğer mevcut düzen böyle önümüzdeki dönem de böyle devam edecek ise köy okullarının Covid 19 tedbirlerine dayalı olarak yüzyüze eğitime geçmesinin yolu aranmalı ve fırsat eşitsizliği minimize edilmelidir. Varoşlardaki ekonomik gücü düşük aileler hızlıca saptanıp, hala internet ve bilgisayara ulaşamayan aileler belirlenmeli ve onlara tablet, bilgisayar ve TV teminine acilen gidilmelidir. Maliyetleri de İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanabilir.

Prof.Dr. Osman TİTREK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Titrek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce okullar açılmalı mı?