Öğretmenim

Hepimizin eğitim hayatı boyunca yüreğe dokunan bir öğretmeni olmuştur. Öğretmenini daha bir can kulağıyla dinlediği, derslerine daha çok çalıştığı, kendisini yakın hissettiği bir öğretmeni…

Seçtiği meslekte, ileriki yaşamında öğretmeninden izler taşıdığı…

Ne kadar önemlidir, bir çocuğa ışık olmak, öğrenme merakı uyandırmak, öğrencisine rehber olmak.

Öğretmen, cumhuriyetin ilk yıllarında köylere bir kurtarıcı gibi girdi.

Köy enstitülerinden önce öğretmen yerine “eğitmenler" vardı.

Bu eğitmenlerden biri 1946 yıllarında Ankara’nın bir köyünde uzunluk ölçülerini öğretmek için, önce iş bölümü yaptı.

Ertesi gün her öğrenci ellerindeki küçük kazıklarla okula geldi.

Kazıkları çaka çaka komşu köyle, kendi köylerinin arasındaki uzunluğu hesapladılar.

Köyleri diğer köye dört kilometre uzaklıktaydı.

Yaparak yaşayarak öğrenmeydi bu.

Tahtaya yazıp geçebilirdi “eğitmen.”

O zaman o dersi işleyen ve yıllar geçse de unutmayan bir öğrencisi olmazdı. (Bu anıyı o eğitmenin öğrencisi olan emekli müfettiş Alim Başaran’dan dinledim.)

Eğitime siyaset bulaşmamalı, tertemiz kalmalı, herkesin inandığı sarsılmaz bir kale olmalı.

Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenler, sadece çocuklara değil, bulundukları köylere de umut oldular.

Tarım, hayvancılık, bağ bahçe işleri, arıcılık gibi pek çok konuda çalışarak köylüyü bilinçlendirdiler.

Sadece kara tahta başında ders işlemediler, ailelere de bilgiyi taşıdılar.

1960 yılında köy enstitüsü olarak girdiği okuldan Arifiye Öğretmen Okulu mezunu olarak çıkan Fevzi Göçmen, Sakarya’nın Demirbey Köy Okuluna öğretmen olarak atandı.

Heyecanlıydı, idealistti.

Okulun bahçesindeki toprak ev, artık onun yeni yuvası, öğrencileri yeni ailesiydi.

1960 darbesi sonrası okul müdürlerine muhtarlık yetkisi verilince muhtarlığı ve okul müdürlüğünü bir arada yürüttü.

Köyün yolu olmadığından köye yol yapılması için çok uğraştı.

Köye yeni bir yol yapıldı.

Daha sonraki yıllarda beş yıl boyunca öğretmenim olacak olan Fevzi Göçmen, benim babamdı.

Sabahları lojmandan çıkıp, yetmiş- seksen adımda okula varırdık, o önde ben arkada.

Küçük adımlarımı onun adımlarına uydurmaya çalışırdım.

Okulda hiçbir zaman baba demediğim, evde babam, okulda öğretmenim…

Okul ikinci evim…

Küme çalışmaları yaptırdı bize.

Ne güzel olurdu, ekiple çalışmak.

Büyürdük sanki küme çalışmalarında, herkesin bir görevi vardı.

Sunum günleri ne heyecanlıydı.

Kitap okuma sevdasına öğretmenim sayesinde yakalandım.

Kütüphanesindeki kitaplar, yaşımın üstünde de olsa okurdum.

Gorki’nin “Ana”sı bilmediğim ne çok kelimeyle doluydu.

Okul bahçemiz görülmeye değerdi.

Öğretmenimiz kendi elleriyle dikmişti çam ağaçlarını, mazıları ve çeşit çeşit meyve ağacını…

Çevre köylerde böyle bir okul bahçesi yoktu.

Hala hatırımdadır, çam ağacının altındaki masada oturduğumuz anlar.

Orada işlenen dersler…

Köy gezileri ne büyük heyecandı, uyku tutmazdı bir gün öncesi. Hazırlanan kumanyalar, diğer okulların öğrencileriyle oynanan oyunlar baharla taçlanırdı.

Milli bayramlar tüm köyün sosyalleşmesi, bir araya gelmesi için en büyük fırsattı. Bizlere yurt sevgisini, bayrak sevgisini, cumhuriyet sevgisini aşılayan. Okulumuzu gelin gibi süslediğimiz, şiirler okuyup, marşlar söylediğimiz bayramlarımız hepimizindi.

Bazı günler ilçeye giderdik babamla. 1980 ihtilali ile kapatılan “TÖBDER” binasında buluşan öğretmenler, köy öğretmenleriyle birlikte oturur, sohbet ederdi.

İşte Atatürk sevgisi o yaşlarda kazındı yüreğime…

Teşekkürler öğretmenim...

Bana inandığın, beni koşulsuzca sevdiğin, ışığım olduğun için,teşekkürler…

1956 yılında Ankara’nın Şerflikoçhisar ilçesinin o zamanki adıyla Muhlisobası Köyü’ne atanan Öğretmen Yılmaz Ayhan, 250 haneli köyde 175 erkek çocuğuna karşın hiç kız çocuğu olmadığını görünce çok şaşırmış.

Muhtar, “Biz kız çocuklarını okula göndermeyiz.” deyince soluğu maarif müdürlüğünde almış.

Maarif müdürü “ Hiç başını ağrıtma Şerflikoçhisar’da hiç kimse kız çocuğunu okula göndermez.” demiş.

Yılmaz Öğretmen iki yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışmış.

Köylüler yavaş yavaş öğretmenlerine ısınmışlar.

Öğretmen o yıl 30 kız çocuğunu okula kaydetmiş.

Teftişe gelen müfettiş “ilk defa sınıfta kız çocuklarını görüyorum.” demiş.

Sene sonunda ilçede yapılan öğretmenler toplantısında Yılmaz Ayhan’ın yaptıkları anlatılmış.

Kız çocuklarının okula gitmesi diğer köy öğretmenlerine örnek teşkil etmiş.

Öğretmen, köy odasına girdiğinde yediden yetmişe herkes ayağa kalkarmış. Yılmaz Öğretmen birkaç yıl sonra tayin isteyince köylüler Ankara’ya giderek tayinini durdurmuşlar.

Yılmaz Öğretmen o köyde yüreklere dokunmuş, cana dokunmuş.

Tam altı yıl o köyde kalmış.

Teşekkürler değerli öğretmenim.

Ayrıca eşime hem öğretmen hem baba olduğunuz için…

Günümüz bilgi çağı, şimdi bilgi her yerde, İnternette, gazetede, annede, babada, öğretmende.

Parmaklarının ucunda, bir tuşta ama meraklandırmak, heveslendirmek, inandırmak için ille de “öğretmen” gerek.

Online öğretmenlik de buna dahil.

Anne baba bir konuyu anlatırken çocuk genelde ”Hayır bizim öğretmen öyle anlatmadı.” der.

Çünkü öğretmeni her şeyi bilir.

Öğretmeni doğru söyler.

Onun gözünde bir kahramandır öğretmen.

Çocuğun rol modelidir.

Benim gözümde de kahramanlar.

Mesleğin kutsallığı, aldığı maaşı utandırsa da öğretmen bir kahramandır.

Sınıfa girince unutur tüm dertlerini, dünyayı taşır içeriye, yıldızları toplar, güneş olur, karanlığa savaş açar.

En önemlisi de hep çocuk kalır bir yanı. İşte bu yüzden geleceğe umut olur…

Yaşanılan zaman ve şartlar ne olursa olsun “öğretmen” değerlidir.

Bu yazıyı çok sevdiğim Öğretmenim Fevzi Göçmen’e ithafen yazdım.(Canım babama…)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Ayhan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

03

Çağla Öztürk - Mine öğretmenimiz , bilginin ve bilgiyle gelen dopdolu bir geçmişin size kattıklarıyla bu yaşa gelmeniz ve bu almış olduğunuz hayat felsefesi ile yetiştirdiğiniz öğrencileriniz ve sizin öğrenciniz olan çocuğum adına emeğinize sağlık. Bu önemli günde nezdinizde sizin ve tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum . Sevgiler , saygılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 22:34
02

Aysuda - Okudukça okudum, bitsin istemedim...Yüreklere dokunan, duygu dolu bu yazının sahibi hem yazar hem ögretmen olan canim annem Mine Ayhan'i gönülden tebrik ederim!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 20:58
01

Bizim Dostlar E.ö - Öğretmenim süper yazmışsın 5 yıl Erzurum'da görev yaptığım gönder gözümün önüne geldi. Emeğine sağlık...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 20:16


Anket Sakarya'nın yeni OSB'lere ihtiyacı var mı?