Yasakların toplumsal zemini yok

Coronavirüs yasakları başladı.

İlk dalgaya göre daha yoğun bir yayılım söz konusu.

Hastaneler dolup taşmış.

Yoğun bakımlara hastalar sırayla alınmaya başlamış.

Sakarya’da günlük vaka sayısı 1400'ün üzerine çıkmış,

muhtemel ki gerçekte çok daha fazla.

Yakınlarım enfekte oldu, yakın akrabalarla birlikte 30-40 kişi birbirine bulaştırdı.

Ancak bunlardan sadece 2 kişi test yaptırdı,

o da zorla..

Pozitif tabi!

Diğerleri test yaptırmadan, kimseye haber vermeden, evlerinde geçirip atlattılar.

Sadece bu gözlemimden resmi verinin görünenin çok daha üzerinde olduğunu söyleyebilirim.


Vaka sayıları patlayınca yasaklar gündeme geldi.

Sağlık ve Muhalif çevrelerden kapanmayla ilgili yoğun bir baskı var iktidara.

İktidar da bunalmış görünüyor ve bu nedenden olsa gerek,

oldukça tartışılacak (saçma görünen) yasaklar koydu


Ben yasakların topumda bir karşılığının olduğunu düşünmüyorum.

Geçtiğimiz martta başlayan yasakların toplumda bir karşılığı vardı.

Bir anket yapsaydık,

insanların büyük kısmının yasakları istediğini, istemese de bunu doğru bulduğunu görürdük.

Bugünse insanlar yasağın bir çözüm olmadığını düşünüyor artık.

Üstelik geçen yıl biraz gizemli tarafı da vardı meselenin.

Çin’deki ve İtalya’daki görüntüler, haberler, herkesi teyakkuza geçirmişti.

Bizde korkulan olmadı.

Ayrıca, bugün çevremizde bir çok insan enfekte oldu, oluyor.

O kadar da korkutucu bir hastalık olmadığını düşünmeye başladık.

Her açıdan duyarsızlık geliştirdik soruna karşı.

İşte bunlar yasaklar konusundaki kabulü zorlaştırıyor.

Bugün insanlar corovirüsten değil, hayatlarını engellemesinden korkuyorlar.

Pozitif çıkıp, eve tıkılıp kalmaktan endişe ediyorlar.

Bir kısmı işe gidememekten, çalışamamaktan korkuyor.

Bu yüzden test yaptırmıyor yakalananların bir çoğu.

Sayıların da bir önemi yok artık.

Rakamların gerçek olmadığı hususunda genel bir algı var zaten.

Gerçi gerçeğini söylese ne olacak, daha mı çok önemseyeceğiz?

Vaka sayısı 4000 değil de kırk bin açıklandığında, daha mı çok korkacağız?

Elbette, Hayır!

Biz o eşiği çoktan geçtik.

Coronodan korktuğu için yasağı onaylayan insan sayısı çok az, çevremde gördüğüm bu.

Toplumda karşılığı olmayan bir kuralı da uygulatamazsınız.

“Tüm okullar kapalı olacak” dendi,

Ertesi gün gelen tepkiler üzerine “anaokulu ve kreşler açılacak” dendi.

Bakan üç gün önce “tüm okullar yüz yüze eğitime başlayacak tatil dönüşü” dedi,

üç gün sonra Cumhurbaşkanı “okul yok” dedi.

Bu tablo, halkın tepkilerine göre karar verildiğini gösteriyor.

Devletin halkı eve kapatacak ekonomik gücü yok, sorunla mücadeleyi de bireylere bırakamıyor, muhaliflerden ve sağlık çevrelerinden aldığı tepki nedeniyle.

Bu da bir ileri iki geri kafa karışıklığı içinde adımlar ortaya çıkartıyor.


Peki, ne yapmalı?

Bilmiyorum, ama bu yapılanlarla bu işi sürdüremeyeceğimiz ortada.

Ben mart ayında “kontrollü toplum bağışıklığını” uygulamamız gerektiğini yazmıştım.

Sanırım devlet şu anda bunu yapıyor, ama kontrolsüz bir şekilde!

Başladığımız yere geri döndük.


Ben hala aynı şekilde düşünüyorum.

Karantina yerine kontrol ve denetim esaslı bir süreç izlememiz gerek.

Kontrol ve denetimi katılaştırıp,

Cezaları çok daha artırıp,

sert şekilde uygulamamız gerek.


Diğerini yani karantina tedbirini zaten yapamayacağız,

bari bunu olması gerektiği gibi yapalım!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronanın yayılımı nasıl önlenir?