Koca yürekli Türk: Naim...

Yaşam deneyimlerinin herhangi bir esere konu olarak yansıması insanı empati kurmaya iterken, onu duygulandırıp düşündüren ve çokça büyüten bir olgu olarak çıkar karşımıza. Bir hayatı yaşarken, binbir hayatı bir ömre sığdırabilmek hiç şüphesiz biyografik eserler sayesinde gerçekleşir.

Bu anlamda, geçen aylarda internet film portalı Netflix’te izlediğim ve oldukça etkilendiğim 2019 yılına ait biyografik bir yapımdan bahsedeceğim sizlere. Bundan 3 yıl evvel tam da bugün kaybettiğimiz bir efsanenin hayatının konu edildiği “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” adlı bir sinema filminden…

Peki kimdir bu efsane isim?

1980’li yılların sonu, 90’ların başında, tüm ülkenin ve en çok da Balkan Türklerinin milli gururu olan Naim Süleymanoğlu; 1967 Bulgaristan doğumlu, Türk asıllı halter sporcusudur. Kendisi Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonudur. Ve bazısı bir daha kırılamayacak 47 dünya rekorunun sahibidir.

Haltere 1977'de, henüz 10 yaşındayken başlayıp. 15 yaşında Brezilya’da düzenlenen Dünya Gençler Halter Şampiyonası'nda iki altın madalya alarak şampiyon olan,16 yaşında şampiyonluğunu yineleyen ve böylece halter tarihinde en genç dünya rekortmeni unvanını alan sporcudur. Kariyeri boyunca üç Olimpiyat Altın madalyası, yedi Dünya Şampiyonluğu ve altı Avrupa Şampiyonluğu vardır. Tam 46 kez dünya rekoru kıran, 1984 yılında henüz 16 yaşındayken, silkme kategorisinde vücut ağırlığının üç katını kaldırmayı başarabilen ikinci halterci olarak tarihe geçen isimdir. 1983-1986 arasında gençlerde 13, büyüklerde 50 olmak üzere tam altmış üç kez rekor kırmıştır.

Ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran bu efsanevi haltercinin hayat hikayesinin derin bir duygu yoğunluğuyla işlendiği bu filmde, hırslı Bulgar sporcu olarak Naim’i, Hayat Van Eck adında 19 yaşındaki genç bir oyuncu canlandırmış ve hakikaten filmin tüm hikayesini üstün bir başarıyla sergilemiş.

Filmin senaryosu ise Naim Süleymanoğlu’nun kardeşi Muharrem Süleymanoğlu'nun anılarını yazdığı, 'Kardeşim Cep Herkülü' kitabından senarist Barış Pirhasan tarafından kaleme alınmış.

Filmle ilgili tüm teknik bilgiler bir yana, beni asıl etkileyen filmin konusu ve bunun işleniş biçimi oldu. Bu film, Bulgar Hükümetinin Türk isimlerini yasaklaması nedeniyle adı Naum Şalamanov olarak değiştirilen Türk asıllı sporcu bir gencin, her ne sebeple olursa olsun özünden, Türk kimliğinden vazgeçmemesinin hikayesidir. Seslerinin çıkmasına asla müsaade edilmeyen, başka isimler altında adeta kökleri yok edilmeye çalışılan onurlu bir milletin sessiz feryadının duyurulması mücadelesidir.

Gerçekten o yıllarda Bulgaristan’da neler olmuştu?

Bulgaristan’ın Todor Jivkov adındaki başbakanı (1971-1989) Türklere zulmediyordu. Öyle ki Türklerin adını, yerlerini değiştirtiyor, yükselmelerine asla müsaade etmiyor; adeta Türk kimliğini yok etmeye çalışıyordu. Türk Kültürünü yaşamak, Türkçe gazete çıkarmak kesinlikle yasaktı. Tüm bunlar Türklerin asimilasyonuna yönelik hareketlerdi elbette.

Bu anlamda Naim, Bulgaristan’daki tüm bu baskılardan kurtulmak ve Türkiye adına müsabakalara katılmak için 1986’da Melbourne’de (Avustralya) düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası sırasında kaçarak Türk Büyükelçiliği'ne sığınmayı başardı. Tüm bunlara ilaveten Türkiye'ye ilticası elbette dönemin başbakanı merhum Turgut Özal’ın bizzat devreye girmesi sayesinde gerçekleşti.

İsim değiştirme, kültürleri silme girişimlerinin o en Vandal, en insanlık dışı halinin beyaz perdeye aksettiği bu filmde, bireysel bir sporcu hikayesi, politik bir kimliğe evrilmektedir.

Milletine uygulanan zulmün duyurulmasını spor yoluyla gerçekleştirmeye çalışan 60 kiloluk bir gencin omuzlarına yüklenen o manevi yükün ağırlığı, cüssesinden kat kat fazladır hiç şüphesiz. Filmde işte bu duygu seyirciye öylesine iyi aktarılmış ki, başarı nedir, maddiyat nedir, ülke sevgisinin, milli değerlerin insan hayatındaki karşılığı nedir, bir insanın benliğine hangi duygular hükmeder sorularının cevabını sorgular halde buluyorsunuz kendinizi. Ve fena halde içiniz acıyor.

Naim Süleymanoğlu’nun, Bulgar Türklerinin sesi olmak ve öz kimliğini korumak için sağlığını dahi tehlikeye atıp, adeta canını ortaya koymuş olduğunu izlediğimde gözyaşlarımı tutamadım ben de.

Ana baba hasreti, sıla özlemi, vatan sevgisi, ana-oğul ilişkisi ve elbette Türk Milliyetçiliğini ele alan gerçek yaşam hikayesiyle hem dimağımda hem de yüreğimde derin izler bırakan bu filmin kahramanı, 18 Kasım 2017’de henüz 50 yaşındayken aramızdan ayrılmıştır.

Kırılması zor rekorlara imza atarak, bileğinin hakkı ile kazandığı onlarca başarısı ile Türk Spor Tarihine adını altın harflerle yazdıran bu koca yürekli adamı, tanıdığımız ismiyle Cep Herkülü’nü bu ölüm gününde bir kez daha rahmetle yad etmek istedim ben de.

Kazandığın tüm başarılar bir yana, asimilasyon karşılığında önüne serilebilecek her türlü menfaate karşı dik durarak, her daim yücelere eş tuttuğun ve onurla koruduğun Türklüğünle hatırlanacaksın Sen Naim Süleymanoğlu. Yıllar boyunca, gururla ve hep O koca yüreğinle…

Mekânın Cennet Olsun.

Av. Gülben Demircan Babaoğlu


*Günün Sözü :


“Türklük benliğini tarih yaratmıştır. O tarih geri döndürülemez.”

Halil İNALCIK

.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülben Demircan Babaoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

04

Midonlar - Anadolu insanları devlet eliyle 80 yıldır zorla Türkleştirme politikasıyla aslında kemalistleştirilmek istenmiştir.. Bunun adı faşizmdir. Bu gün Anadolu Rusya tarafından işgal edilse ve kendini Rus hisseden herkes Rus'tur ne mutlu Rus'um diyene deseler bunu da kabul edecekmisiniz sayın Avukat hanım?

Anadolu da bir kaç halk yaşamaktadır TC devleti üniter bir Ulus devleti olamaz çünkü bir kaç millet yaşamaktadır Anadoluda

Ne mutlu kürdüm diyebilene ne mutlu Çerkez'im diyebilene ne mutlu Abhaz'ım diyebilene ne mutlu laz'ım diyebilene ne mutlu boşnak'ım diyebilene ne mutlu Arab'ım diyebilene ve eğer Türkiye 'de Ural Altay dağlarından ortaasya kökenli gerçek Türk kaldıysa tabii de ne mutlu Türk'üm diyebilene

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Kasım 11:04
03

Av.Gülben Demircan Babaoğlu - Anayasamızda da özellikle vurgulanan "Türklük" ve "Türk Milleti" kavramları, etnik açıdan hiçbir koşulda bölücü, dışlayıcı ve antidemokratik bir nitelik içermez. Söz konusu bu sıfatlar bir üst kimlik olarak vatandaşlarımızın her birinin kendi etnik kimliğini de (örneğin kürt vs) benimseyip, onu özgürce yaşaması imkânını sağlar. 

Bugün Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde milli kimliğin, devletin kurucu unsuru ve vazgeçilmezi olduğu unutulmamalıdır.

Misak-ı milli sınırları içindeki bu vatan toprakları bölünmez bir bütün olduğu gibi Türklüğümüz de bizim milli kimliğimiz olarak vazgeçilmezimizdir.

Binlerce yıldır bu böyledir ve dünya durdukça da öyle kalacaktır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Kasım 02:23


Anket Koronanın yayılımı nasıl önlenir?