Şehrin anı kumbarası ve güz

Hüzün, hazan , güz’ün ve sen.. 

çok güzelsiniz ..


Turuncu,sarı,kırmızıdan bir renk paleti ya da boya kartelasının içindeyim gibi hissettim. Kapattım gözlerimi hani zihnime iyice yerleşsinde sonra daha net hatırlayım diye.

Böyle yapınca daha mı çok akılda kalıyor diye sormayın sakın sadece içimden geçenlerin telaffuzuydu bu.

Kasım ayını yani sonbaharı doya doya yaşayalım diye havalar pastırma yazı ayarında sabitlenmişti sanki.

Tamam yağmur da sonbahara dahil ama o ağaçlardan dökülen canım yapraklar ıslanmadan çamura bulanmadan böyle bir başka güzel değil mi? 

Kasım dedim kapattım yine gözlerimi.

Turuncu,sarı,kırmızı yapraklar harman olmuş bir şekilde geldi gözlerimin önüne.

Sonra bir anı hortumu tarafından hızla çekilip alındım bir anda.

20'li yaşlara gittim.

Sarı bir ev ve kendi başlı başına bir roman kahramanı olacak...

Neşe teyze bekliyor beni balkonda.

Beyaz saçları, zayıf vücuduyla narin, zarif biri olarak görünse de yaşadıkları ve onları arkası yarın tadında anlatışıyla oldukça renkli bir karakterdi aslında.

El etti “gel” diye.

7-8 basamaktı sanırım hızla çıktım balkon ve giriş kapısına.

“İşten mi” dedi.

Evet anlamında başımı sallarken burnumu ve dudaklarımı senelerin yorgunluğuyla esnemis yanaklarına gömdüm.

Mis gibiydi her zamanki gibi.

Balkondaki masanın yanındaki sandalyelere geçtik.

Havalar bozulana kadar o burada akşamı ederdi.

Gelen geçene ya o laf atardı ya da geçenler seslenirdi.

Aslında bir mahallenin nasıl çeşmesi, camisi, berberi, bakkalı gibi demirbaşları varsa Neşe teyze de bizim vazgeçilmezimizdi.

En ilginci ise asıl adı Zümrüt olup bu neşeli yaklaşımlarıyla Neşe ismini alışıydı.

Nevi şahsına münhasır biriydi hiç abartısız. 

Ağzımdan çok iyi laf alırdı.

Nice sonra farkederdim nasıl masum döküldüğümü.

O ise hiç renk vermezdi.

Kendinden eminliği zaten duruşuna yansımış olurdu.

Yalnız ama güçlü bir kadındı.

Gerçi yalnızlığı hane yaşantısı anlamındaydı yoksa esnaflar, komşular dahil herkesin sevdiği, sahiplendiği bir insandı.

Bak kasım dedik nerelere geldik.

Sonbaharın sonun en güzel temsili oluşunda hem fikir olsak da bazı bitişlerin başka başlangıçlara vesile olması da her ruha iyi gelir inanışındayım. 

Rahmetli Neşe Teyzeyi anarken bir yandan da şehrin anı kumbarası olan değerli büyüklerimizi bulup onlarla  mahalli tarihimizi birinci el adresten dinleme şansına kavuşmalıyız.

Tabi bu saf isteğin en büyük sorunu korona günlerini ve sosyal mesafe denen gerekliliği yaşadığımız şu dönemde ne kadar yapabiliriz çok belirsiz.

Bununla birlikte ben şehrimize ve anılarımıza birinci elden sahip çıkmak için bir beyin fırtınası yapalım derim.

Düşünmenin, çözüm üretmenin nasılsa mesafesi yok.

Sağlıkla buluşmak dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şebnem Şenlen Eriş - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

01

Sakaryalı - Abla rakıyı susuz içme cildi bozar asit yapar ağzında falım yoksa yanında

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Kasım 22:31


Anket Koronanın yayılımı nasıl önlenir?