Yeni nesil OBLOMOVLUK

“Yüzyıllar yüzyılları izliyor ve yarım milyon tembel, mıymıntı insan büyük bir uyuşukluk içinde pinekleyip duruyor. “ Gogol Bu sabah telefonuma serçe...

“Yüzyıllar yüzyılları izliyor ve yarım milyon tembel, mıymıntı insan büyük bir uyuşukluk içinde pinekleyip duruyor. “ Gogol

Bu sabah telefonuma serçe öğrencim Çınar’dan bir video geldi.

Bu bir ödev ya da görevlendirme değildi.

Merakla oynat tuşuna dokundum.

Bayrak temalı üstünü giymiş, balkona çıkmış “Biz Türkler, tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.” Mustafa Kemal Atatürk. diyerek 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutladı.

Sekiz yaşında bir çocuğun pazar sabahı kalkarak özenle hazırlanması, bayramı kutlaması içimdeki umut çiçeklerine renk kattı.

İçinden gelerek, isteyerek, inanarak, sabah erkenden kalkıp hazırlanarak bayramına sahip çıkan bir çocuk varsa bu topraklarda o bayramlar hep olur.

Biz yetişkinlerden çok çocuklar vermeli bayram mesajlarını.

Kendi dillerinde, kendi tarzlarında samimi ve doğal.

Ezbersiz, kalıpsız…

Tıpkı çocuklar gibi milli bayramlarımız da geleceğimizin garantisidir çünkü…

Oblomov’u bilir misiniz? Gonçarov’un eseri olan Oblomov ‘u.

Hani tüm gün divanında yatan, sırtından sabahlığını hiç çıkarmayan, tehlikenin geldiğini gördüğü halde kılını kıpırdatmayan, sevdiği kadın için mücadele etmeyen, işlerini yaptırabilmek için uşağının esiri olan , sahip olduğu her şeyi göz göre göre kaybeden bir koca tembel…

Uyuşuk bir asilzade….

Oblomov 1857 yılında basılmış.

Litaratüre de bir “oblomovluk” miras kalmış.

Üşengeç insanlara, öteleyenlere, kaybetmeyi göze alanlara “oblomovluk” yakıştırması başlamış.


Oblomov’a küçüklükten beri hiçbir şey yaptırılmamış.

Bir bardak suyu bile kendisi almamış.

Çoraplarını bile uşağı giydirmiş.

Böyle yetişen biri ayağında terliği, zihninde tekrarlanan hayalleriyle, başladığı kitabı bile bitirmeden, hiç çalışmadan yaşamış.

Gün geçtikçe yoksullaşmış.

Günümüzde oblomovluk yapanlar yok mu?

Belki aile içinde bile vardır.

Gelin ironik bir söylemle “yeni nesil oblomovluk” benzetmesine bir göz atalım.

Hele bir de pandemi sürecinde oblomovluğun nasıl hızla büyüyüp güçlendiğine örnekler arayalım.

Pandeminin ilk günleri hepimiz biraz oblomovluk yaptık.

Pijamalarla olan dostluğumuzu artırdık.

Kimimiz saclarını taramadı, kimimiz dişlerini fırçalamadı.

Tembelliğe hafiften göz kırpar olduk.

Yine de “oblomova” yüz vermedik.

Hemen toparlanarak “yeni normale “ uyum sağladık.

Oblomovluk kalıcı olmak ister.

O yüzden hep çocukları arar.

Küçük yaştan alıştırır ki çocuk çalışmayı öğrenmesin.

Çalışmaktan zevk almasın.

Bir köşede tembel tembel yatmak varken risk alarak ayağa kalkmasın.

Burada biz anne ve babalara çok iş düşüyor.

Çocuklarımızın yapması gereken işleri biz yapmayalım.

Onlara güvenelim, sorumluluklar verelim.

Küçük çocuklar merdivenleri tek başına inip çıkmak isterler, bizse zorla ellerini tutarız.

Kendisi yemeğini yiyebilecekken kaşıkla beslemeye çalışırız.

Kaşıkla beslenen çocuk hiç büyür mü?

O, hep çocuk kalır.

Günümüzde ailelere “kar küreyiciler” de deniyor.

“Dur çocuğum, senin yerine ben yaparım, önüne çıkan engelleri ben temizlerim.” dediği için.

Teknoloji çağında gençlerin çoğu başlarını internetten, tabletten kaldırmıyorlar.

Belki bugün günlerden ne bilmeyenler var.

Yoksa bugün bayram mı?

Dünyanın en büyük kahramanlık destanlarından biri olan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlandığı gün bugün.

Kutlu olsun hepimize…

Çınar’ın videosunu gören diğer serçelerimden de mesajlar gelmeye başladı. Ayşenaz bayramlık üstünü giymiş, şiirini okuyarak bayramımızı kutladı.

“Oblomovluk” uzaktan eğitimde pusu kurmuş bekliyor.

Çocuğun kulağına “Boşver online derse girme.” diyor.

Ya da “Bir günden bir şey olmaz.” diyor.

Erteletmeyi, unutturmayı seviyor.

“Okuma, yazma! ”diyor hiç durmadan.

“Tembellik et! Çabalama!” diyor.

Çocuk kulaklarını tıkıyor.

Derse giriyor.

Oblomov başka çocuklar arıyor ama bulamıyor…

Bu pandemi döneminde çocuklarımızın “Oblomovluk” rüzgarına kapılmalarını hiç istemeyiz.

Anne ve babalar ile birlikte özgüvenli, çalışkan ve emek veren çocuklar için mücadele edeceğiz.

Aziz Sancar “Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum.

Bizi birbirimizden ayıran emektir.

Ben çalışmaya inanıyorum.” demiştir.

Çalışmaya inananlar bura da mı?

Öyleyse eyleme geçelim.

Sevgiyle kalın

Mine AYHAN

Editörün notu: Yazarımız Mine Ayhan bu yazıyı 30 Ağustos günü bize ulaştırmasına rağmen, bir teknik sorun nedeniyle bir gün gecikmeyle yayınladık. Gecikmeden dolayı özür dileriz. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Ayhan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

03

Selçuk Bektaş - Günden güne büyüyen toplumsal bir yarayı çok güzel işlemişsiniz. Aklınıza sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ağustos 22:39
01

Empire tags - Yine döktürmüşsünüz.

Sizin yazılarınızı okuyanlar, hep birşey öğrenir. Hatta bazen bir kelime bile...

Ben sizin yazılarınızı okuduğumda, kendi düşüncelerimi buluyorum. Hatta belki biraz sinestezik olacak ama, kendimle başbaşa kalmış yeşil bir manzarada yüzüme hafif bir rüzgar esintisi vuruyor gibi hissediyorum.

Kaleminize sağlık.Esenlikler dilerim...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Ağustos 15:49


Anket Kororanaya karşı bir tedbir olarak sokakta sigara içilmesi yasaklanmalı mı?