Depremden Değil Duyarsızlığınızdan Korkun!

“Deprem” kelimesini ilk defa, ilkokul öğretmenimden, Erzincan Depremi sebebiyle duymuştum. Sonra 17 Ağustos 1999 gecesi saat 03.02’e kadar depremle ilgili bir şey duymadım.

O gece depremin ne olduğunu anladım, öğrendim. Henüz 14 yaşındaydım. Uzun bir geceydi. Herkes perişandı, çaresizdi. Çok canlar gitmişti, çok insan engelli kalmıştı.

Liseye yeni başlayacaktım. Deprem benim için artık çok kötü bir şeydi, çaresi bulunmayacak bir afet gibiydi. O yıllarda bir “deprem dedemiz” vardı, rahmetli Ahmet Mete Işıkara. Ondan duyduğum “Deprem öldürmez, bina öldürür” sözü lise yıllarımda aklıma kazınmıştı.

Sonra lise bitti, sırada üniversite vardı. Üniversite sınavlarına girdim. Tercihlerimin çoğunluğu inşaat mühendisliğiydi. Allah nasip etti, Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazandım. Kaderim, depremi yaşamış olduğum Yalova’dan depremin daha sarsıcı yaşanmış olduğu Sakarya’ya getirmişti.

2003 yılında Sakarya’ya geldim Depremin üzerinden henüz dört yıl geçmişti ama şehrin her yerinde, her ayrıntısında, insanların yüzünde depremin izi vardı. Hiç yabancı değildim bu ize.

Depremi yaşamış biri olarak her yerde kalmaya cesaret edemiyordum. Deprem konutları denilen Karaman Kalıcı konutlarında kaldım. Konutlardan üniversiteye yaklaşık 70 dakikada ulaşılması gerekirken benim yolcuğum her gün 2,5 saat sürüyordu. Bu kadar zaman kaybını deprem korkusundan dolayı çekmeye mecbur kalmıştım.

İnşaat Mühendisliği okurken bir hocamız, mesleğimizin kutsal olduğunu söyleyerek “Doktor bir hatayla bir kişiyi öldürür, bir inşaat mühendisi bir hatasıyla binlerce kişiyi öldürebilir” demişti. O günden sonra bu cümle hiç aklımdan çıkmadı.

Ancak zaman geçtikçe, çok korktuğum depremin aslında çok korkulacak bir şey olmadığını öğrendim. Zamanla Işıkara’nın “Deprem öldürmez, bina öldürür” sözünü çok iyi anlamıştım.

Deprem bir doğal afet, ondan kaçışımız yok, onunla yaşamayı öğrenmeliyiz.

Bir inşaat mühendisi olarak, ülkemizde şu an mühendislik, deprem yönetmeliği ve yapım teknolojileri yönünden dünyada iyi bir noktada olduğumuzu söylemek isterim. Depreme dayanabilecek yapılar yapabiliyoruz.

O zaman “Neden korkuyoruz?” diye sorabilirsiniz.

Maalesef başka problemlerimiz var. Mesela şehrimizde 2000’den önce yapılan binalar var, bu binaların sağlamlığı hakkında net bilgimiz yok. Allah göstermesin, bir depremde bu yapıların ne olacağı hakkında öngörümüz eksik. İşte onun için 2000 yılı öncesine ait binalar bir an önce incelenmeli, onlarla ilgili bir strateji uygulanmalı. Eski yapılaşmaların olduğu bölgelerde “kentsel dönüşüm” en iyi çözüm. Tabii bunu amaca uygun yapmalıyız.

Kentsel dönüşüm son yıllarda çok konuşuluyor, konuşulduğu kadar uygulanamıyor. Toplumumuzda kentsel dönüşüme bakış açısı maalesef sağlıklı değil. Kentsel dönüşüm denilince bazılarımız rant artışı, fazla yeni kat, metrekare artışı, müteahhidin bedava daire yapması anlıyor. Bu durumda, kötü bina stokları kentsel dönüşüme yaklaşmıyor. Oysa şehrimiz için daha duyarlı ve iyi niyetli olmalıyız. Ayrıca kentsel dönüşümde başarılı olabilmenin yegâne kuralı şudur: Rant halka verilirse kentsel dönüşümde sonuç alınır.

Politikacılar, bürokratlar, uzmanlar ve halk elini taşın altına koyarak en kısa zamanda 2000 öncesi yapı stoklarına çözüm bulmalıdır. 99 depreminden beri 20-21 yıldır toplumumuzda depremle ilgili ciddi hazırlık göremiyorum, buna üzülüyorum.

Toplumumuzda bir de, mevzuata ve resmi projeye aykırı çıkma, çatı kat, ara kat yapma hastalığı var. Bunları yapmayalım, vazgeçelim artık. Yapılara eklenecek her yeni yük binanızın deprem anındaki taşıma gücünü azaltıyor.

Şehrimizde problemlerimizden biri de zeminimizin kötü olmasıdır, çoklu yapılaşma bölgemizde zemin sıvılaşması oluşturmaktadır. Üst yapımız ne kadar sağlam olursa olsun, zeminimizde sıvılaşma varsa, önlem alınmazsa, binalar ya batar ya devrilir. Müteahhitlerimiz zemin güçlendirmesini bir maliyet olarak görmesin. Zemin güçlendirmesi maliyetinden lütfen kaçmayalım.

Bu arada konut alacaklara naçizane birkaç tavsiyem olacak.

Önce kapı markası yerine bina zemininde sıvılaşma olup olmadığına, varsa önlem alınıp almadığına bakın. Binada kullanılan beton cinsini sınıfı raporlarını sorun. Statik projeyle sahada yapılan çalışmaların uyumunu kontrol edin. Binanın kolon ve kiriş demirlerini sorun. Binanızda asmolen döşem yapıldıysa, yapılması için gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığını sorun, konuyla ilgili detaylı bilgi isteyin.

“Bilmiyoruz, anlamıyoruz” demeyin, bilene anlayana sorun. Cep telefonu alırken sergilediğiniz ciddiyeti yaşamınızı geçireceğiniz daireyi alırken de sergileyin. Cep telefonu alırken elektronik mühendisi olmanız gerekmiyorsa ev alırken de inşaat mühendisi olmanıza gerek yok ama bilenden sorun araştırı.

Depreme hazırlık, deprem kurtarma senaryosu ile olmaz. Depreme hazırlık, zihniyet ve niyet değişikliği ile başlar, strateji ve planlarla sürer.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Orhan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

02

Ahmet Arif - Tebrik ederim çok akıcı Metin ile faydalı bilgi paylaşımı olmuş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Kasım 16:48
01

Cemil Kara - Ahmet Bey, sizden daha sık yazı bekliyoruz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 10:55


Anket Sizce Sakaryaspor'da kim başkan olmalı?