'Kadınlar dayak yesin ama sesini çıkarmasın! Bu mu demek istediğiniz?'

Sn. Cumhurbaşkanı’nın etrafındaki “yaşlı dindar erkekler” Ayasofya’dan sonra şimdide kafayı “İstanbul sözleşmesine” takmış durumdalar.

“Hilafet isteriz” lakırdılarının tam da bu sıralarda ortaya çıkmasını manidar bir zamanlama olarak değerlendirmek gerekir mi bilmiyorum…

Kadının, şiddet gördüğünde karakola ya da savcılığa başvurarak, eşi ya da sevgilisi hakkında uzaklaştırma kararı aldırması olarak akıllara geliyor, “İstanbul sözleşmesi”.

Eksikse de yanlış değil bu algı.

İtiraz edenlerin derdi de bu “uzaklaştırma kararı”.

Erkeğin mağdur olduğunu iddia ediyorlar, mağdur olan erkeğin psikolojisi bozuluyormuş, bu yüzden kadına yönelik şiddet artmış, kadın cinayetleri artmışmış!


Lakin,

İtirazla ilgili “şu soru” ortada duruyor:


Sözleşmeye itiraz edenler, neden “dindar ve yaşlı” erkekler?

Bundan 40-50 sene öncesinin kadın erkek ilişkilerini bugün devam ettirmeye çalışan “dindar ve yaşlı erkeklerin” dayatmasıyla mı karşı karşyayız?

Olabilir…

Böyle düşünebilirler...

Bu yazıyı kaleme almama sebep olan şey bu değil.

Ben,

böyle bir hamlede bulunmanın, AK Partinin kendi tabutuna son çiviyi çakmak anlamına geldiğini düşünüyorum.

Neden mi?


Önceki gün bahçede oturuyoruz.

“Sizinkiler İstanbul sözleşmesini iptal ettirmeye hazırlanıyorlar” dedim babama...

“Evet, çok doğru, bu sözleşme bizi mahvetti!” dedi.

Nasıl mahvettiyse!

Ya da 50 yıllık evliliği geride bırakmış, babama ne oluyorsa!

Neyse…

Evde babam dışında kimsenin derdi yok İstanbul sözleşmesiyle.

Biraderim de dindar biridir, ondan hiç duymadım bu sözleşmenin ne menem bir şey olduğunu.

Ne gelinden, ne kız kardeşimden ne de onun eşinden.

Ve daha önemlisi ne de annemden!

Yani ailede babam dışında kimsenin derdi değil bu kaygı.


Lakin tablonun başka bir yanı var.

Varlığı kimsenin derdi değil, ancak kaldırılması bazılarının “derdi olacak”.

Anneme seslendim dedim ki

“hani kadınlar şiddet gördüklerinde karakola savcılığa gidip uzaklaştırma kararı aldırıyorlar ya, AK Parti bu kanunu değiştirmek istiyor”

Annem köpürdü!

“Ne demekmiş o!” dedi.

“Ben buna karşı çıkarım, bu yanlış dedi!” dedi.

Bu satırlarda zaman zaman annemin AK Partili kimliğine gönderme yaparım.

Annemin bu olaya tepkisinden şu analizi çıkartmak mümkün:

AK Parti iktidar olduğundan beri ülkenin değişimine çok katkıda bulundu.

Gerçi şimdi eski haline geri getirmeye çalışır gibi ama olsun, tarih geriye akmaz.

AK Parti nasıl bu ülkenin dönüşümüne katkıda bulunmuşsa, bu süreç içinde kendisini de dönüştürdü.

Annemin tepkisi, Babamın dışında ailede hiçkimsenin İstanbul sözleşmesiyle bir derdinin olmaması, aksine kaldırılmasının sıkıntı yaratacak olması;

bu dönüşümün kanıtıdır.

Yapılan anketler de bunu gösteriyor, İstanbul sözleşmesinden haberdar olan AK Partili her iki kadından biri buna “karşı çıkıyor”.

Ben,

bu iş ciddiye bindiğinde AK Partili kadınların büyük kısmının buna karşı çıkacağını düşünüyorum.


AK Parti Türkiye’de kadının “politik özne” olması için büyük çaba harcadı, bunu başardı da.

Milli görüş partilerinin gücünün önemli bir kısmı buradan geliyor.

Şimdi,

politik özne yaptığınız bu kümeyi yok sayamaya çalışmak akıllıca mı?

AK Partililerin önünde duran önemli soru bence şu;

Hal böyleyken, Hayrattin Karaman, Abdurrahman Dilipak ve birkaç “yaşlı ve erkek dini kanaat önderi”nin peşine takılıp,

partiye harakiri yaptırmak neden?


Kurulduğunda kendi dışındaki sosyal kümelerle temas etmek için çabalayan,

bugünse tamamen kendi tabanına ve hatta onun içinde daha dar bir çevrenin ihtiyaçlarına odaklanmış olan AK Parti,

siyasi açıdan intihar denebilecek bu girişime niçin soyunuyor?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce okullar 31 Ağustos'ta açılmalı mı?