Zor-Balık

Bugünkü yazımız balıklarla ilgili değil, hepimizin kimi zaman kurban olduğu zorbalık ile ilgili…

O yüzden kavram kargaşası olmasın.

Zor balık değil, zorbalık…

Zorbalık yaşamın her alanında var, iş yerinde, komşular arasında, aile içinde, gruplarda ve okullarda…

Özünde şiddet var.

Fiziksel olanını hepimiz biliyoruz, Güçlü olanın güçsüzü ezdiği…

Bir de çaktırmadan yapılan zorbalık var…

Bakışlarıyla ezen, dışlayan, sıfırlayan…

Hayatta hepimiz kurban olmuşuzdur.

Bazen zorba, en çok da izleyici …

Tam bir oyun kurulacaktır, oyun kurucu aynı çocuğu sürekli olarak oyuna almaz…

İşte oyuna alınmayan kurbandır.

Oyuna almayan ise zorba…

Diğerleri ise sessiz izleyicilerdir. Kurban kendisini çok yalnız ve yetersiz hisseder.

Çok iyi koşamayan, beceriksiz biri oluverir Kabuğuna çekilir, sessizleşir.

Bu durum zamanla öğrenilmiş çaresizliğe dönüşür.

Zorba ise popülerliğinin zirvesindedir.

Bu durumdan keyif alır.

Güç ondadır.

Çok eski zamanlarda bir sınıfta yaşıtlarından daha kilolu bir çocuk varmış.

Öğretmen derse başlarken çocuğa hep minik kuş diye seslenirmiş.

Sınıftaki kıkırdaşmalar öğretmeni daha bir güçlendirirmiş.

Çocuk, kızara bozara otururmuş.

Bir gün çocuk, “Benim bir adım var öğretmenim, bana adımla seslenir misiniz?” deyince de öğretmen açmış ağzını yummuş gözünü…

Tüm ders bağırıp çağırmış.

Hem suçlu hem güçlü…

O çocuk bugün koca bir adam…

Geçmişi hüzünle hatırlayan…

Ergenliğin ilk yıllarındasınız.

Bir türlü kilo alamıyorsunuz.

Sınıftaki zorba, sizi gözüne kestiriyor.

Yeni adınız birden zombi oluveriyor.

Zombi aşağı zombi yukarı…

Ne hissedersiniz?

Size bakarak arkadaşlarının kulağına bir şeyler fısıldıyor.

Sürekli gözleriyle sizi takip ediyor.

Ne hissedersiniz?

Herhalde müthiş hissetmezsiniz.

Bunu bir kusur gibi görüp hep içinizde tutarsınız.

Peki zorba olsanız ne hissederdiniz?

Elinde bir paket bisküvi var.

Herkese sırayla ikram ediyor.

Sıra size gelince “Sana yok” diyor.

Ne hissedersiniz?

Sanırım zorbanın empatiye ihtiyacı var.

O, sınavlarda çok başarılı, siz ise uğraşıyor ama bir türlü istediğiniz başarıyı yakalayamıyorsunuz.

Sınıfta bir kral edasıyla sizi süzüp “O zaten yapamaz” diyor.

Bunu öyle çok tekrarlıyor ki…

Zamanla siz “Evet ben yapamam “diyorsunuz.

Alay etmek, lakap takmak, küsmek, gruba almamak psikolojik zorbalığa giriyor.

Kızlar arasında en yaygın olanı ne yazık ki psikolojik zorbalık oluyor…

Kaç yaşında olursak olalım hepimiz akranlarımız arasında kabul görmek isteriz..

Zayıflıklarımız, kusurlarımız, başarı ya da başarısızlıklarımızla…

Arkadaşlarımızın değerlendirmeleri anne ve babamızdan bile önemlidir. Hiç kimse kurban olmak istemez ama ne yazık ki günümüzde o kadar çok zorbalıkla karşı karşıyayız ki…

Zorba- kurban ilişkisinde mutlaka güç dengesizliği vardır.

Bu zihinsel ya da fiziksel güç olabilir.

Kurbanın ise empati gücü vardır.

Zorbanın amacı incitmektir ve değer yargıları farklıdır.

Zorba değilseniz, kurban da değilseniz o zaman izleyicisinizdir.

İşte harekete geçmesi gereken de bu sessiz izleyicilerdir.

Zorbayı seyircisiz bırakın…

Akran zorbalığında ailedeki iletişim ve tutum çocuğu etkiler. Şiddet şiddeti doğurur.

Çocuklara öfke kontrolünü, çatışma çözme becerilerini öğretmeliyiz.

Kurbanın da zorbanın da yardıma ihtiyacı var.

Bu yazıda fiziksel zorbalığa örnekler vermek istemiyorum.

Kaba kuvvete, şiddete karşı durmak istiyorum.

Şimdi sıkı durun yeni bir zorbalık türü kapımızı çalıyor.

Tak tak tak…

Kim o?

Klavyenin tuşlarında gezinen siber zorbalık.

Ölüm tehditi, utandırma, küfür, gruptan atma, aşağılama, hedef gösterme artık sanal ortamlarda boy göstermeye başladı. Üstelik hepimiz kurban olabiliriz.

En azından seyirci olmayalım.

Çocuklara zorbalık nedir diye sorduğumuzda “Zor balık kolay yakalanamayan bir balık türüdür” deseler keşke….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Ayhan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

06

Çağla Öztürk - Mine hanım , yine bulunduğumuz dünyada ki önemli fakat çoğu insanın göz ardı ettiği bir konuya değinmişsiniz .

Belki çoğu insan zorba olduğunun , ya da kurban olduğunun veya seyirci olduğunun farkında bile olmadan yaşamlarını sürdürüyorlar.

Ve bu konu okullarımızda da sıkça değiniliyor.

Umarım geleceğimiz olan çocuklarımıza bunun önemini benimsetir , zorba , kurban ve ya seyirci olmamayı öğretiriz . Teşekkürler .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Temmuz 14:45
05

Empire tags - Vay canına! Harika bir yazı. Kaleminize sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 23:26
04

Büşra Olurgan - Yine sabırsızlıkla okudum kaleminize sağlık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 23:20
03

Nurdankurt - Çok güzel konulara değiniyorsunuz Mine hanım harika bir yazı olmuş ????

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 20:58
02

Selçuk Bektaş - Mine Hanım, öncekiler gibi üslubu,akışı ve içeriğiyle çok güzel bir yazı. Aklınıza sağlık. Yaşam boyu karşılaştığımız sosyal bir sorunu akıllıca çözüm önerisiyle hepimizin dikkatine sunmuşsunuz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 19:43
01

Adil Yüksekkaya - Gunumuzde sık karşılaştıgımız zorbalıgı çeşitli örneklerle cok güzel özetlemişsınız yüregine kalemine saglık sevgili mine selam sevgiler???????????????

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 17:42


Anket Sizce okullar 31 Ağustos'ta açılmalı mı?