Önce Ahlak

Bundan 21 yıl kadar önce Hukuk Fakültesinde öğrenciyken, şimdi mülga olmuş 743 Sayılı Medeni Kanun yürürlükteydi ve biz Medeni Hukuk derslerini bu yasa üzerinden işlemiştik. Hakikaten, liseden yeni mezun olmuş bir öğrenci için söz konusu yasanın; “Kanun, lâfziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde mer'idir...” şeklinde devam eden 1.maddesi, ziyadesiyle zorlayıcıydı .

Hukuk eğitimimin oldukça yorucu geçeceğini o zaman anlamış ve kendime öncelikle bir ‘hukuk sözlüğü’ almıştım. Öğrenim hayatım boyunca elimden hiç düşürmediğim bu sözlüğü halen kullanırım.

3. Sınıfta ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun yürürlüğe girmiş ve söz konusu 1. Madde’nin ilk cümlesi “Kanun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.” olarak sadeleştirilmişti. Ancak zihnimde yer eden ifade, beni hukuk fakültesi şokuna uğratan o ilk halidir.

Kelime anlamlarıyla ; lâfz; söz, ruh; da öz demek olan bu ikili kadar birbirini tamamlayan ve ait olduğu her kavramı anlamlı kılan bir betimleme yoktur sanırım. Çünkü tüm olguların ; yasaların, adalet kavramının, kutsal değerlerin birer lâfzı ve ruhu vardır; ki bunlardan biri de, İslâm dinine özgü esaslar bağlamında Kur’an-ı Kerim’dir.

Allah kelâmı olan kutsal kitabımızın her bir lâfzı hiç şüphesiz çok önemlidir. Bugünün bilim dünyasına hitap eden ifadeleri de etkileyicidir ; Dağların birer kazık misali yeryüzünü dengede tutması, tüm gezenlerin kendilerine ait bir yörüngede yüzmesi, evrende yalnız olmadığımız vurgusu, dişi bal arısı mucizesi ve daha neler neler…

Sözleri hikmetlidir. Merhameti, vicdanı ve iyiliği öğütler. Okumayı salık verir, vücut bütünlüğünü ve insan canını fazlasıyla önemser.

Adaleti, ilmi ve yardımseverliği yüceltir. Bireysel hakka ve kamu hakkının önemine vurgu yapar; ribâyı yasaklar. Aile mefhumuna, ana baba kıymetine dikkat çeker. Dedikoduyu, gıybeti meneder. İbadette dahi samimi olunmasını öğütler. Yalanı, riyâyı, israfı ve “mış gibi” yapılmasını hiç sevmez.

Her biri birbirinden fazla önem arz eden tüm bu sözlerin çatısı ise ruh; yani öz’dür..

Bu öz de tek bir kelimeye indirgense o da “Ahlak” olur hiç şüphesiz.

Evet , Allah kelâmı olan bu eşsiz kitabın ruhu yani özü ahlâk esasına dayanır.

Namaz ibadeti bahsinde özellikle istenen o “dosdoğru” ifadesinin derinliğinde de bu kavram yatar. Kulun kendine olduğu kadar, Yüce Yaratıcıya olan samimiyetidir istenen. Bedensel bir eylemden çok daha fazlasıdır hiç şüphesiz.

Ancak şöyle bir baktığımızda, yeni dünya düzeninin, Kur’an ruhu da olan ahlâki temelden yoksun olarak inşa edildiğine tanık oluyoruz.

Güzel bir anlatıyla; “bize atalarımızdan miras kalmayıp, çocuklarımızdan ödünç aldığımız” bu cânım dünya, kötülerin beşiği oldu adeta.

Küresel güçler, dünya üzerindeki çatışmaları körükleyip kargaşa çıkarmanın, covid-19 gibi ölümcül hastalıklar yaymanın, gıda terörü ile finans temelli kaos yaratmanın peşindeler.

Yine Onlar, kendilerine çip takılarak güdümlü hale getirilmiş ve çok daha az sayıya indirgenmiş bir dünya nüfusu oluşturmanın derdinler.

Oynanan oyun çok büyük...

Hiç olmadığı kadar karanlık bir sürece girdik.

İnsanoğlu, zamanın maddi menfaatleri karşısında, büyük bir zaafiyet sergiliyor dünyanın her yerinde.

Söz ve öz uyumu mükemmel bir kutsal kitaba inanan ve “El-Emîn sıfatına haiz” bir Peygamberin ümmeti olan Müslümanların da, bu olası zaafiyetleri, öncelikle Kur’an ahlâkına ters düşüyor ve İslâm’a büyük zarar veriyor.

Tüm bu sebeplerle; önce ahlâk, illâ ki ahlâk..!

Çünkü ahlâki bir temelle ele alınmayan bir olgu hiçbir zaman gerçek manasını bulamaz.

Ondan yoksun olarak inşa edilmiş her değer başıboş bir yalnızlıkta kaybolur.

O yüzden demem o ki;

İçinde bulunduğumuz koşullar ne olursa olsun, bizler, dürüstlüğe, akla, vicdana ve insan kıymetine önem verelim.

Adaleti, eşitliği, erdemi ve hoşgörüyü her türlü menfaatin üzerinde sayalım.

Her ne zorluk yaşarsak yaşayalım… Güzel ahlâktan ödün vermeyelim.

Ezelden ebede…

Bu âlemde yaşadığımız hiçbir şey tesadüfî değil !

Kötülükler hep olsa da, Yaradanın da bir plânı elbette vardır.

Çünkü ağır işleyen; ama ince ince öğüten Allah’ın adaleti mutlaktır.

Av.Gülben Demircan Babaoğlu

*Günün Sözü:

Bütün cihanı araştırdım. Güzel ahlâktan daha üstün bir liyâkat bulamadım.

Hz. Mevlâna

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülben Demircan Babaoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

03

Atakan Yürüyüş Gurubu - Uzun zamandan beri Kent park, yeni adıla Donatım park ta yürüyoduk. Daha önceleri ise Çark dere boyu 32 evler tarafına yürüyoduk. Nostalji olsun diye bu pazar Bölge Adliye Mahkemesinin ordan Çark yoluna girdik. Girer girmez çöpler karşıladı bizi. İlerledikçe hayal kırıklığı daha da arttı beya. Her taraf çöplük. Çöp kutuları yer yer yolun üzerine monte edilmiş, ağzına kadar dolmuş ve etrafa taşmış, bazıları kopmuş ve yolun üzerinde yatıyor, çöpler etrafa saçılmış, dere kenarına çöpler takılmış, dere içinde yer yer toprak, çamur, ot ve dallardan adalar oluşmuş, DERE yosun bağlamış, bordürler devrilmiş, parkeler sökülmüş, yolun her iki yanı ot ve yaprak ile kaplanmış, baz yerler adam boyu ot, 32 evlerden sonra hepten garabet. ÇÖPLÜK DEVAM. 32 EVLER İKİNCİ KÖPRÜDEN SONRA TAMAMEN VİRANE, BİR KAÇYÜZ METRESİ TAMAMEN ULAŞIMA KAPANMIŞ, ADAM EVİNİN ETRAfını duvarla çevirmiş ve yolu da içine almış. Aman Allah ne sefil manzaralar. Sanki bir dünya savaşı çıkmış, oralar terk edilmiş, muhacir olunmuş gibi. Beşköprü E5 e kadar tamamen yol çayır çimen diken kaplamış, SAÜ'ye dik yol kavşağında, polis noktasında kanalizasyon günlerdir bu yola ve dereye akıyor. Polis geçemezsiniz, lağım diyor.SASKİ ye Belediyeye bildirdik ama gelen giden yok diyor.Dere gibi lağım akıyor, yola yayılmiş ve çoğu dereye gidiyor. Geri dönüp karayoluna çıkıp, polisin ordan tekrar yürüyüş yoluna girdik. Bundan sonrası hepten yok beya. Yazık günah.Aziz Duran zamanı yapılmış, tam bir çiçek bahçesi, yeşillik idi. Hergün görevliler raslıyorduk. Temizlik, bakım, sulama yapıyorlardı. Sorduk vatandaşa. Aziz beyden sonra ihmal edilmiş, son yıllarda ise tamamen terk edilmiş. Şeherin ortasında böyle bir virane olur mu? Büyükşeher başkanı bu yolu boydan boya bir yürüsün ve fecaatı görsün be ya.

. Yazık beya. Oraya dünya para dökülmüş ve nadide bir yürüyüş ve dinlenme yolu olmuştu. Şimdi Bangladeş veya Afrika viranesi yolu olmuş beya. Hiç mi bir belediye yetkilisi uğramaz, görmez. BAHÇELER MÜDÜRLÜKLERİ, ÇEVRE DAİRELERİ N

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Temmuz 18:18
01

Adile Başman - Bu güzel yazıyı yazdıran Rabbime elhamdülillah. Eline , yüreğine, birikimine sağlık güzel insan.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 03 Haziran 12:47
02

Gülben D. Babaoğlu - @Adile Başman 01 nolu yoruma cevabı: Çok teşekkür ederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Haziran 19:24


Anket Doğumevi hastanesi PANDEMİ hastanesi olsun mu?