Karantina sıkıntısıyla başetmek -1-


Daha çok sigara.

Daha çok içki.

Daha çok mastürbasyon/seks.

Daha çok ilişki kurma çabası.

Daha çok şeker/ yemek.


Önümüzdeki günlerde bunlardan birine yakalanmanız olası…


Çünkü;

Karantina günlerimiz” başladı.

Sıkışma, hareketsizlik ve belirsizliğin yarattığı huzursuzluk…

Son önlemlere kadar kişiler kendilerini sınırlasalar da özgür hissettikleri bir “alan” söz konusuydu.

Evde yaşanabilecek “kişisel” ya da “ilişkilerden” kaynaklanan bir huzursuzluk/kriz durumunda risk alıp dışarı çıkma imkânı vardı.

Çıkmasalar da çıkabileceklerini bilmek, içsel krizi bastırmayı mümkün kılıyordu.

Karantina sürecine girerek yaşadığımız içsel krize kapatılmanın stresini de eklemiş olacağız.

“Sıkıldım artık” sözlerini sık duymaya başladım, giderek de artacak…

Bu da pek çok kişi için anxiety atağı, panik nöbeti, öfke patlaması, depresyon belirtisi demek.

Hepimizin önünde duran soru şu;

1 ay belki de 2 ay evde nasıl geçecek?


“Nasıl”,

“ne yaparak geçirelim” anlamında bir soru değil zorluğu ve çaresizliği ima eden bir kelime olarak duruyor önümüzde.

Benim gibi zaten daha öncesinde de kendinizi ilişkilerden büyük oranda “izole” ettiğiniz bir yaşamınız varsa, karantina hayatınızda pek bir şey değiştirmez.

Ancak böyle bir yaşantınız yoksa, SIKINTI kapınızı çalacak demektir.


Pek çoğumuz kilo alacak.

Hareket azlığı, üstüne huzursuzluktan kurtulmak için yemeye kendimizi vermek kilo artışına, kilo artışı da hareketin daha da azalmasına neden olacak.

Kimimiz regressif davranış gösterip, şekerli yiyecekleri yemeyi artıracak.

Her halükârda sonuç aynı; kilo artışı!

Kilo aldıkça kendine güven azalacak, azalan güven huzursuzluğu artıracak, daha fazla huzursuzluk yine aynı yere daha fazla şekere daha fazla yemeye götürecek bizi.

Kısır bir döngüye hapsolacağız!


Huzursuzluktan/Anxiety’den/Sıkıntıdan kurtulmak için pek çok yol aranacak kuşkusuz.

Ancak,

yeme, sigara, mastürbasyon/seks, içki, ilişki kurma çabasındaki artış karantina sonrasında sonuçları can sıkıcı olan olumsuzluklar yaratır.

Bu davranışlar huzursuzluğu gideriyor gibi görünse de gerçekte böyle olmaz.

Bunlar hem sorunun çözülmesini engeller hem de olduğumuz yeri eşelememize, çukurumuzun derinleşmesine neden olur.


Kuşkusuz bu huzursuzluktan kurtulmak için daha “masum” yollar da aranacaktır.

İlk zamanlar pek çok kişinin yaptığı gibi

filmler, netflix dizleri, coronovirüs programları…

Ancak muhtemelen bir hafta sürmeden bıkkınlık geliştireceksiniz…

Bunları yapmak anlamsız gelecek, çünkü bunlar hayatın asıl işlevleri değildir.

Hayatın asıl işlevlerini sürdürmede destek olurlar, kendileri asıl işlev olamazlar…

Bunlardan sıkılınca “sıkıntıdan kurtulmak için neler yapılabilir” üzerine programlar izleyeceksiniz.

Birkaç girişimde bulunacaksınız, ancak sürdürülebilir olmadığını görecesiniz, bırakacaksınız.

Her gün eşofman ya da pijamalarla evin içinde dolaşmak,

ilk zamanlarda rahatlık hissi verse de süre ilerledikçe bundan da rahatsız olmaya başlayacaksınız.


Huzursuzlukla ilgili sorunu sizin için çözümsüz kılan ve sorunu derinleştirecek olan,

kurtulma çabanızdır.

Bundan vazgeçmeden durumu lehinize çeviremezsiniz…

Buraya kadar belirttiklerim, yapılmaması gerekenler.

Ne yapılabilir?

Buradan devam edeceğim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'nın en önemli sorunu ne?