Gururumuz 116 yaşında!

Asıl adı Mehmet Sait'tir.

SakaryaAdapazarı'nda Semerciler Mahallesinde, dedesi Seyyid'in evinde 5 Teşrinisani 1322'de doğdu.

Babası Mehmet Faik Bey, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nde çalıştı, aynı yıllarda Adapazarı'nda Belediye Başkanlığı yaptı.

1910-1913 yılları arasında Karamürsel'de Tahrirat Kâtibi olarak görev yaptı. Mehmet Faik Bey. bu dönemin akabinde zahire ve kereste ticaretiyle uğraştı. 1926'da eşi ve oğlu Sait ile birlikte  İstanbul'a yerleşme kararı aldı. 29 Ekim 1938'de Burgazada'da vefat etti

Adapazarı'nın ileri gelenlerinden Hacı Rıza Efendi'nin kızı olan annesi Makbule Hanım ise eşini ve oğlunu kaybettikten ve bütün mirasını, "ölümümden sonra kaydıyla", Darüşşafaka'ya bırakıp 22 Ocak 1963 tarihinde vefat etti.

 Sait Faik Abasıyanık, çocukluğunu Adapazarı'nda ve kısmen de babasının görevi nedeniyle Karamürsel'de geçirdi.

1913'te Rehber-i Terakki adlı mahalle mektebinde öğrenimine başladı. Okul, o dönemin şartları içerisinde yabancı dilde  eğitim vermekteydi, bu nedenle de "Gavur Mektebi" diye adlandırılmıştı.

Rehber-i Terakki'den sonra Adapazarı İdadisi'ne devam etti. Ancak, Yunan işgali dolayısıyla eğitimi kesintiye uğradı. 1924 yılında babası Mehmet Faik Bey'in evini İstanbul'a taşımasıyla İstanbul Sultanisi'ne (İstanbul Erkek Lisesi) kaydoldu.

Bir yıl sonra Arapça hocası Salih Bey'in minderine konan bir iğne nedeniyle bütün sınıf cezalandırıldı, Sait Faik de Bursa Erkek Lisesi'ne gitti. 1928'de mezun oldu. "İpekli Mendil" adlı ilk hikâyesini burada yazdı. 1928'in sonunda İstanbul'a dönünce yazma faaliyetlerine ağırlık verdi.

 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydoldu. Burada üç yıl eğitim gördü. Ancak, gördüğü derslerin kendisiyle uyuşmadığını hissetti ve eğitimini yarıda bıraktı. Öğrenimini yarıda bırakmasının sebeplerinden birisini de Uygurca dersi olarak gösterdi.

9 Aralık 1929'da ilk yazısı "Uçurtmalar" Milliyet Gazetesinde yayımlandı. Sait Faik, öğrenimini tamamlamak maksadıyla 1930 yılında Fransa'da Grenoble'a gitti.

Burada Fransızca öğrenmek maksadıyla bir lisede ve edebiyat eğitimi için bir üniversitede dersler aldı. Fransızcasını ilerletti, Batı edebiyatını daha yakından tanıma imkanı buldu.

1934 yılında yurda döndü. Halıcıoğlu'ndaki Ermeni Yetim Mektebi'nde Türkçe dersleri vermek üzere görevlendirildi.

Bu işte ancak 6 ay çalışabildi, hemen istifasını verdi. Askerî hastaneden aldığı bir raporla askerlik görevinden muaf tutuldu. Bir müddet babasının kereste işini devam ettirmesi istendiyse de başarılı olamadı, Odunkapı'da açılan zahire dükkanını hemen kapatmak zorunda kaldı 1936'da ilk kitabı Semaver yayımlandı.

Sait Faik için, 1938 Ekim'inde babası ölünce yepyeni bir hayat çizgisi başladı. Kışları Kırağı Sokak'taki evde, yazları da Burgazada'da annesiyle birlikte yaşadı.

1940 yılında, daha önce Kurun dergisinde yayımlanan "Çelme" adlı hikâyesi Varlık'ta yeniden çıkınca, halkı askerlikten soğuttuğu gerekçesiyle hakkında dava açıldı. 1942'de kısa bir müddetHaber-Akşam Postası'nda muhabir-gazeteci olarak çalıştı.

 1994'te Medarı Maişet Motoru adlı kitabı, basıldıktan kısa bir müddet sonra toplatıldı. 1945 ortalarında Sait Faik'e siroz teşhisi kondu. Doktoru ve yakın arkadaşı Fikret Ürgüp ona içki yasağı getirdi . Sait Faik'in hayatının bundan sonraki dönemi hastalık ile kendine özgü tarzda mücadele ederek geçti.

29 Ocak 1951'de Doktor Kâzım İsmail Gürkan'ın tavsiyesiyle Paris'e gitti. Ancak burada ancak beş gün kalabildi. Hem tedavi olmak istiyor hem de gerekli adımları atamıyordu. Paris/ten erken döndüğüne de pişman olmuştu.

Ömrünün son dönemlerinde kitaplarının yayımını hızlandırdı. 1953 Mayıs'nda Mark Twain Cemiyeti Şeref Üyeliği'ne seçildi. Bu ödülü alan ilk Türk yazarı olması Sait Faik'i ömrünün son döneminde çok sevindirdi. Ancak hastalığı ilerleyen ve krizleri sıklaşan Sait Faik, 5 Mayıs 1954'te yemek borusunun kanamasıyla hastaneye kaldırıldı; komaya girdi. 11 Mayıs 1954 tarihinde saat 02:35'te vefat etti .

12 Mayıs 1954'te Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Sait Faik, yazmaya şiir ile başlamış daha sonra hikâyeye yönelmiştir. Bu çerçevede ilk edebiyat ürünü "Hamal" adlı şiiridir. Bursa Lisesi'ndeki öğrenciliği esnasında (1925), "İpekli Mendil" ve "Zemberek" adlı hikâyeleri kaleme aldı.

Ancak bu hikâyeler, 1934 sonrasında yayımlandı. İlk hikâye kitabı Semaver'de yapı endişesi taşımadan, "küçük insan"ın ele alındığı metinler vardır. Sarnıç ve Şahmerdan kitaplarında, gözleme dayalı hikâyelerin ağırlığıyla birlikte "küçük insan"ın dünyası kendini hissettirir.

Sait Faik'in bu dönem kaleme aldığı "Çelme", "Mahpus", "Köy Hocası ile Sığırtmaç" gibi hikâyelerinde olaylar Bursa ve Adapazarı'nda geçer. Bu metinlerde toplumcu gerçekçiliğin izleri de görülür.

Not: Türk Edebiyatı’nın en büyük yazarlarından biri olan Adapazarlı Sait Faik Abasıyanık’ın dün 116’ıncı doğum günüydü. Yukarıda Sait Faik’i anlatan metni Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’nden aldım. Sait Faik, bu şehrin en önemli değerlerinden biri, belki de en önemlisi. Tam 30 yıl önce adına yapılan park bakımsızlıktan girilmez halde. Parktaki heykeli sahipsiz kaldı.  Hayatını bu büyük değerimizi herkes görsün diye köşeme aldım. (SM)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Matur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'nın en önemli sorunu ne?
Tüm anketler