Yüzümüzün yarısı

Yarım, tamamlanmamış eksik.

Bir bütünün iki eş parçasından biri.

Matematikte kesir problemlerinin vazgeçilmezi.

Yarım önemli bir kavram.

Ben de yarım yüzyıllık yaşa ulaşabilen ve bunun da yarısından fazlasını sınıfta geçiren, o sınıfın duvarlarını görünmez kılan, gökyüzünü sınıfın çatısı yapan , öğrencilerinin hayal güçlerine inanan bir eğitimci olarak yüzümüzün yarısını yazmak istedim.

2018’de birinci sınıf olan öğrencilerim bu yıl dördüncü sınıftı ve biz öyle güzel bir uyum yakalamıştık ki.

Araya giren pandemi bile bizi birbirimize daha çok yaklaştırmıştı. Okulun son günleri bu dört yılı nasıl değerlendirirsiniz çocuklar diye sorduğumda bana göre en ilginç cevabı Çınar verdi.

“Öğretmenin bu dört yılın yarısı pandemiyle geçti ve yüzümüzün yarısı yoktu.” dedi.

 Yüzümüzün yarısı yoktu…

Yoktu gerçekten de, yüzsüzdük.

Saklamıştık yüzümüzü, maskenin ardına sığınmıştık.

Gülmesek de olurdu.

Anlaşılmazdı nasıl olsa.

Sadece gözlerimiz vardı.

Biz de toplum olarak gözlerimizle konuşmayı pek beceremezdik.

Oysa en etkili iletişim göz göze geldiğimiz an başlarmış.

Seni fark ettim, seni önemsiyorum bakışıymış bu.

Biri konuşurken gözlerinin içine bakmak neredeyse ayıp gibi bir şey bizde.

Gözlerini kaçırmak, başka yerlere bakmak, başını öne eğmek en büyük hüner gibi.   

Oysa gözlerimiz ele verir bizi.

Sevgiyi, iyiliği, merhameti o gözlerde bulabiliriz. Kötülüğü de, hainliği de , sevgisizliği de...

Korkmadan baktık gözlerimizin içine.

‘Yüzümüzün yarısı yoktu' dedi çocuk.

Gözlerimiz vardı ama.

Gözlerimizle konuştuk biz de.

Gözlerimizle anlattık derdimizi, sevincimizi.

Gözlerimize bakarak okuduk yüzümüzü.

Maskeleri attığımızda yüzlerimiz gözlerimizdeki yansımanın aynısıydı.

Biz sözcüklerin ötesindeki dili öğrenmiştik.

Başımızı kaldırdık şeref köşesinde yer alan Atatürk resmine baktık.

Gözleriyle takip ediyordu bizi, gülümsüyordu.

Gözleriyle konuşuyordu.

Ne  çok şey söylüyordu bize, okuyup anlayabilene..

Yüzümüzün yarısı yoktu dedi çocuk.

Yarısı yoktu ödevlerin.

Bardağın yarısı boştu. (Olumlu bakış açısına inat) 

Yarısı açtı çocukların, yarısı tok.

Yarısı az kazanıyordu, yarısı çok.

Ne çok yarım vardı tamamlanamayan.

Yarım kalmıştı en büyük aşklar. Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı , Romeo ve Juliet… Onların aşklarının büyüklüğü  yarım kalmış olmalarıydı.

Yüzümüzün yarısı yoktu dedi çocuk. Yüzümüzün yarısı “yüzsüz” olmaktan iyidir.

Yarım kalmış bir resmi tamamlayın dedi öğretmen.

Resimde koyu, karanlık renklerle boyanmış, umutsuz bir yarım yüz duruyordu.

Hemen renkli kalemlere sarıldı çocuk.

Ağzı kocaman mutlu bir gülüşle tamamladı. Yarısı gülen bir ağız çıktı ortaya.

 Göz yaşlarıyla dolu yanağın diğer yanına çiçekler kondurdu.

Yüzün bir tarafı göz yaşı diğer tarafı çiçeklerle doldu.

Gözlere sıra geldiğinde   öyle canlı bir göz yaptı ki kendisi bile şaşırdı.

Gözlerin biri karanlık ve umutsuzken diğeri parlıyordu.   

Gülümsedi çocuk, yarım resmi tamamlamak için son bir ekleme yaptı.

Kağıdın üstüne sapsarı bütün bir güneş çizdi.

Güneş ışınlarıyla tüm resmi aydınlattı.

 Çocuklar güzel bakar, güzel görürler.

Gözleriyle konuşabilirler.

Yarım kalmış bir resmi en güzel renklerle tamamlarlar.

Yaz okulunda birinci sınıf olacak yavru serçelerime okuduğum öykünün yarısında durdum ve sordum.

Birinci olmak için yarışan dokuz filden hangisi kazanır sizce?

Kartal, “Hepsi birinci olur, berabere biter bence.” dedi. Nasıl güzel tamamladı öyküyü.

Adil, eşitlikçi ve iyimser. Hikaye gerçekten de dokuz filin birinciliği ile bitti.  

Artık yüzümüz saklı değil.

Gözlerimiz de açık.

Tamamlayalım yarım kalmış her şeyi.

Bir çocuk yüreği ile…  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Ayhan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

09

Nurdan Kurt - Yine içten bir yazı geldi bizlere bizimde aydınlandığımız farklı düşünmemizi sağladığınız bakış açımızı genişlettiğiniz bir yazı ne kadar şanslıyız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Ağustos 19:16
04

Hüseyin Sarı - Çok güzel kompoze olmuş bir yazı… kutluyor başarılı çalışmalarının devamını diliyorum Öğretmenim.

Anca unutmayalım! Gözler ruhumuzun aynasıdır…

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 15:45
05

Mine Ayhan - @Hüseyin Sarı 04 nolu yoruma cevabı: Sevgili öğretmenim desteğiniz ve ilginiz için çok teşekkür ederim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 23:01
03

Gülçin Ferhatoğlu - Mine öğretmenim ne güzel o güzel duygularınızı serçelerinizin yorumlarıyla düşünceleriyle hissettiklerinizi kaleme dökmüşsünüz harika bir yazı muhteşem bir yazı elinize kaleminize yüreğinize sağlık emeğinize sağlık ?????❤️❤️??

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 15:40
06

Mine Ayhan - @Gülçin Ferhatoğlu 03 nolu yoruma cevabı: Ne güzel bir destek mesajı oldu bana Gülçin Hanım, çok teşekkür ederim. Sıcacık bir yorum olmuş, içimi ısıtan

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 23:05
02

Buşra Eken - Nasıl güzel bir yazı, kalemine sağlık Mine hnm

Böyle Öğretmenleein varlığı, böyle çocukların yetiştiğini gördükçe gelecekten umudumuz artıyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 14:52
07

Mine Ayhan - @Buşra Eken 02 nolu yoruma cevabı: Benim yeni yavru serçemin sevgi dolu annesi, farkındalığını için yürekten teşekkürlerimi sunarım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 23:06
01

N.furtacı - Kaleminize sağlık Mine öğretmenim... iyiki oğlumun öğretmeni oldunuz çok şey kartınız bize...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 14:06
08

Mine Ayhan - @N.furtacı 01 nolu yoruma cevabı: Nil Hanımcığım iyi ki Çınar' ın öğretmeni olmuşum. Teşekkür ederim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 23:08


Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?