DÜŞÜNCELER SANSÜRLENİRSE

DÜŞÜNCELER SANSÜRLENİRSE

Fikirler,  şayet ki korku ve baskıların altında sıkışıp kalırsa, toplum mahsur kalan düşüncelerle her geçen gün gerilemeye müsait hale gelerek geleceğin parlak renginden kendini uzaklaştırarak , kendini karanlık bir tünele esir eder…

Aynı frekansta olarak, bir arpa boyu bile ilerlemeden, yeniliklere uzak, düşünce özgürlüğü ve düşüncelere saygı bilincinin oluşmadığı kalabalıklara uyum sağlayarak, başım belaya girmesin, dünyayı ben mi kurtaracağım  düşüncesiyle  susarak benim gibi düşünenlerin de var olduğunu bilip ben değil onlar konuşsun diyerek bu suskunluk sarmalının içinden çıkamamak...

Boş bir tenekenin çıkardığı rahatsız edici seslere maruz kalarak, bu sese dur demeden, alanımıza  çekilip şikayet etmekten başka bir şey yapamıyoruz…

Yolda mikrofon uzatıldığında kaçmadan, fikirler her ne olursa olsun kendini açıkça  ifade edebiliyor, eleştirileri öfkesiz ve saygılı bir şekilde dinlemeyi de biliyor isen sansürlenmemiş bir hayata merhaba demişsin…

Ülke olarak  ne durumdayız?

Sadece siyaset değil, herhangi bir konuda siz ne düşünüyorsunuz sorusu sorulduğunda gerçek anlamda fikrimiz olmadığından mı, korkudan mı yoksa zihnimizden geçen ‘ben işime bakarım gerisi beni ilgilendirmez’ ideolojisinden mi?

Belki de herkesi ilgilendirmesi gereken bir konuda düşünmekten aciz olmak…

Sartre’nin de dediği gibi ”Düşünce özgürlüğünden yoksun olmak, düşündüğünü söyleyememek değil, hiç düşünememiş olmaktır”.

 Ölçüyü kaçırmadan, kırmadan, dökmeden düşüncelerimizi söyleyelim, söyleyelim ki öfke birikintilerinin sebep olacağı kaoslardan uzak duralım.

Büyük şehirlerde daha fazla rastladığımız, gelecek kaygısının hat safhada olduğu, düşünceleriyle ‘vay canına bu yaşta neler biliyor’ dediğimiz Z kuşağı kahramanlarımız çoğu kez büyüklerine örnek teşkil edecek açıklamalarda bulunuyor,  bu kuşağa yapılan genellemelere aldırış etmeden fikirlerini beyan ediyor, bu durumun ölçüyü kaçırmadan devam ettiği müddetçe ümit vadediyor.

Ve herşey zamanında…

Bir ürün aldığımızda memnun olmadığımız zaman iade etmek istiyor ve bize sunulan 30 günlük süreyi geçirmemeye çalışıyoruz, bu süre geçince de şikayet hakkının sona erdirdiğini görüyoruz.

 Memnuniyetsiz kaldığımız her şeyi zamanında söylemek, zamanında bu böyle olsaydı şöyle olurdu gibi geçmişe takılı kalmış düşüncelerden uzak olmamız gerekiyor. Çünkü giden zamanı geri getiremiyoruz, geçmişin iyi ya da kötü izlerine  rehber olmasına izin verebiliriz.

"Her şey zamanında gerek,

geç yağan yağmurun

faydası dokunmaz kurumuş çiçeklere”.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Damla Altınışık - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?