‘Adil sürecin işletilmesine dair kaygılarım sürüyor’

Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Aziz Çelik, SAÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü  (ÇEEİ) Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı için yayımlanan profesörlük ilanında, kişiye özel şartlar bulunduğu yönündeki şüphelerini dile getirmişti. Çelik sosyal medya üzerinden bugün bir paylaşımda daha bulundu.

İşte Çelik’in o paylaşımı:

Daha önce 13 Ekim 2021 ve 15 Ekim 2021 tarihlerinde yapmış olduğum değerlendirmelerde Sakarya Üniversite (SAÜ) Rektörlüğünün 22 Eylül 2021 tarihli Resmî Gazete'de Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri (ÇEEİ) Bölümü Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı için yayımladığı profesörlük ilanı ile ilgili olarak sizleri bilgilendirmiş ve kaygılarımı paylaşmıştım. Daha önce belirttiğim gibi akademik çalışmalarımın büyük çoğunluğu endüstri ilişkileri alanında olduğundan, uzun yıllardır endüstri ilişkileri ana bilim dalı öğretim üyeliği yaptığımdan ve 6 yıldır bütün koşulları yerine getirmiş olduğum halde profesörlük atamam yapılmadığından anayasal vatandaşlık hakkımı kullanarak bu ilana başvurdum. İlana başvurumun ardından olgulara ve karinelere dayalı kaygılarımı ÇEEİ bölümleri ve sosyal politika kamuoyu ile paylaştım. Kaygılarımı paylaşma nedenim liyakata dayalı adil bir sürecin yürütülmesidir. Paylaştığım kaygılar kamu idaresini (SAÜ Rektörlüğü) muhtemel hukuka aykırı işlemler konusunda önceden uyarmak amacını da içermektedir. Süreçle ilgili kaygılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bu kaygılarım olgulara, karinelere, ÇEEİ bölümleri ile akademik camiada konuşulanlara ve çeşitli duyumlara dayalıdır. Kuşkusuz bu kaygılarımın bir bölümü dayanaksız olabilir. O nedenle itham etmiyorum, kaygılarımı paylaşıyorum ve sorular soruyorum. Önceki iki açıklamamda vurguladığım gibi adil bir sürecin yürütülmesine dair kaygılarımı artırmaya devam ediyor. Bu açıklamada sizlerle jüri sürecine ilişkin idari işlemlere ilişkin kaygılarımı ve sorularımı paylaşacağım diyerek şu yazıyı paylaştı:

Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinin Dikkatine:
Bilimsel Değerlendirme Sürecine İlişkin Kaygılarım ve Sorularım

Değerli Hocalarım, Sevgili Meslektaşlarım ve Arkadaşlarım,
Daha önce 13 Ekim 2021 ve 15 Ekim 2021 tarihlerinde yapmış olduğum değerlendirmelerde Sakarya Üniversite (SAÜ) Rektörlüğünün 22 Eylül 2021 tarihli Resmî Gazete’de Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri (ÇEEİ) Bölümü Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı için yayımladığı profesörlük ilanı ile ilgili olarak sizleri bilgilendirmiş ve kaygılarımı paylaşmıştım.  Daha önce belirttiğim gibi akademik çalışmalarımın büyük çoğunluğu endüstri ilişkileri alanında olduğundan, uzun yıllardır endüstri ilişkileri ana bilim dalı öğretim üyeliği yaptığımdan ve 6 yıldır bütün koşulları yerine getirmiş olduğum halde profesörlük atamam yapılmadığından anayasal vatandaşlık hakkımı kullanarak bu ilana başvurdum.

İlana başvurumun ardından olgulara ve karinelere dayalı kaygılarımı ÇEEİ bölümleri ve sosyal politika kamuoyu ile paylaştım. Kaygılarımı paylaşma nedenim liyakata dayalı adil bir sürecin yürütülmesidir. Paylaştığım kaygılar kamu idaresini (SAÜ Rektörlüğü) muhtemel hukuka aykırı işlemler konusunda önceden uyarmak amacını da içermektedir.

Süreçle ilgili kaygılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bu kaygılarım olgulara, karinelere, ÇEEİ bölümleri ile akademik camiada konuşulanlara ve çeşitli duyumlara dayalıdır. Kuşkusuz bu kaygılarımın bir bölümü dayanaksız olabilir. O nedenle itham etmiyorum, kaygılarımı paylaşıyorum ve sorular soruyorum.

Önceki iki açıklamamda vurguladığım gibi adil bir sürecin yürütülmesine dair kaygılarım atıyor. Bu açıklamada sizlerle jüri sürecine ilişkin idari işlemler hakkında kaygılarımı ve sorularımı paylaşacağım. Önce akademik değerlendirme sürecine ilişkin bazı ilkelerden söz etmek istiyorum. Kaygılarım ve sorularım bu ilkelerle birlikte ele alındığında daha iyi anlaşılacaktır.

Endüstri ilişkileri disiplininin kapsamı
Sakarya Üniversitesinin söz konusu ilanı Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı profesörlüğü için verilmiştir.  SAÜ ÇEEİ Bölümünde beş ana bilim dalı vardır: 1) Çalışma Ekonomisi Anabilim Dalı, 2) Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı, 3) Sosyal Siyaset ve Sosyal Güvenlik Anabilim Dalı 4) İnsan Kaynakları Yönetimi Anabilim Dalı ve 5) İş Hukuku Anabilim Dalı. Bölümlerimizin genellikle bu ve benzeri ana bilim dallarına sahip oldukları bilinmektedir. Bazı bölümlerimizde bunlara ek başka ana bilim dallarına da rastlanmaktadır.

Çok disiplinli bir alan olan ÇEEİ ve sosyal politika alanında ana bilim dalları veya eski ifadeyle kürsü ayırımının ne anlama geldiği kuşkusuz siz değerli ÇEEİ kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. Farklı disiplinler ve ana bilim dalları farklı uzmanlıklar ve yetkinlikler demektir. 2547 sayılı Kanuna göre bir akademik bölüm, ana bilim dalları birbirini tamamlayan ve birbirine yakın olan bilim dallarından oluşur. Ana bilim dalları birbiriyle bağlantılı ancak ayrı uzmanlık ve nitelikler gerektiren alanlardır.

Bir akademisyenin bütün ÇEEİ bilim alanlarında uzmanlaşması mümkün değildir.  Dolayısıyla Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı profesörlüğü esasen ve öncelikle endüstri ilişkileri alanında uzmanlığı ve çalışmaların o alanda yoğunlaşmasını ve sürekliliğini gerektirir.

Nitekim 2547 sayılı Yasa, üniversitelerin bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirlemesine olanak sağlamaktadır. Örneğin endüstri ilişkileri veya çalışma ekonomisi ana bilim dalları için verilecek bir profesörlük ilanında sadece “sosyal politika alanında doçent olmak” koşulu yeterli olmayacaktır. Bilim disiplinleri arasındaki farkları ortaya koyacak şekilde ve ilgili ana bilim dalında çalışmaları olmak koşulunun aranması doğaldır. Böylesi bir koşul objektif ve denetlenebilirdir ve amaca uygundur. Tek öğretim üyesinin bulunduğu SAÜ ÇEEİ Bölümü Endüstri iİişkileri Ana Bilim Dalı için verilen profesörlük ilanında aranan koşulların ana bilim dalının konusuna ve kapsamına uygun olması gerekir.

 

Bu çerçevede Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalının konusu ve kapsamına kısaca değinmekte yarar var. Endüstri ilişkileri disiplininin konusu ve kapsamı hakkında literatürde neredeyse bütüncül bir görüş oluşmuştur. Endüstri ilişkilerinin konusunun çalışanlar ve işverenler arasındaki kurumsallaşmış ilişkiler olduğu, bu ilişkileri çevreleyen sosyoekonomik koşullar, işçi ve işveren sendikacılığı, toplu pazarlık ve uyuşmazlık çözüm yolları, endüstriyel ihtilaf ve çatışmalar (grev, lokavt vb.) ile devletin çalışma hayatına etkisinin endüstri ilişkilerinin temel konuları olduğu literatürde neredeyse mutabakatla kabul edilmektedir (Richardson 1961; Dunlop, 1993; Hyman, 1975, 1989; Jackson, 1978; Dereli, 1974; Ekin, 1987; Koray, 1992; Kelly 1998; Çetik ve Akkaya, 1999; Salamon, 2000; Blyton, Bacon, Fiorito ve Herry, 2008; Tokol, 2017; Topalhan, 2015; Uçkan, Kağnıcıoğlu ve Çalış, 2019). Tanımı gereği her endüstri ilişkisi bir çalışma ilişkisi olsa da her çalışma ilişkisi bir endüstri ilişkisi değildir (Makal, 1999). Endüstri ilişkileri, ÇEEİ Bölümünün ana bilim dalları arasında sınırları belki de en net çizilebilenidir.  

Bilimsel değerlendirme sürecinin özellikleri hakkında
-Değerlendirme yapanların ilgili alanda bilimsel/akademik formasyonu olması:
Bilindiği gibi akademik çalışmaların yayımlanması ile akademik atama ve yükseltmelerde hakem ve bilimsel jüri süreçleri kritik öneme sahiptir. Yayınların alana katkısı, özgünlüğü ve bilimsel ölçütleri taşıyıp taşımadığı hakem süreci ile belirlenirken atama ve yükseltme bilimsel jüri değerlendirmesine bağlıdır. Bu nedenle akademik değerlendirme sürecinin bilimsel liyakat, bilim etiği ve hukuka uygun yürütülmesi yaşamsal önem taşır. Özellikle birden çok adayın söz konusu olduğu atama ve yükseltme süreçlerinde liyakata ve bilim etiğine uyulmaması nepotizme ve ayrımcılığa yol açar.

2547 sayılı Yasanın 26. maddesine göre “Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar.” (Vurgular bana ait).

Görüldüğü gibi profesörlüğe yükseltilerek atamada bilim jürisi kritik öneme sahiptir. İdare jüri raporlarını göz önünde tutarak karar alır. 2547 sayılı Yasa jüri üyelerinin ilan edilen bilim alanıyla ilgili olması şartını koymaktadır. SAÜ Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Ölçütleri’ne göre de adayların başvurularını değerlendirmek üzere oluşturulacak jüri üyelerinin adayın başvurduğu bilim alanında oluşturulan veri tabanından seçilmesi şarttır. Bu seçimin bilimsel ilkeler ve yetkinlikler dikkate alınarak objektif bir şekilde yapılması şarttır.

Endüstri ilişkileri alanında profesörlüğe başvuran bir adayın çalışmaları, bu bilim alanıyla ilgili ve münhasıran bu alanda çalışan bilim insanlarından oluşmak zorundadır. Aksi halde jüri üyeleri uzmanı olmadıkları, formasyon sahibi olmadıkları bir alandaki eserleri incelemek ve bu konuda karar vermek zorunda kalırlar. Böylesi bir değerlendirme liyakata uygun, adil ve hukuki olmaz. Ülkemizde çalışmaları endüstri ilişkileri bilim alanında yoğunlaşan ve birkaç jüri oluşturabilecek sayıda bilim insanının var olduğu ÇEEİ kamuoyu tarafından yakından biliniyor. Bu alanda uzman yeterince bilim insanının var olması nedeniyle jüri seçiminin bilimsel esaslara uygun olması için önceliğin endüstri ilişkileri formasyonuna sahip ve münhasıran bu alanda çalışan bilim insanlarına verilmesi gerekir. Oldukça farklı formasyonlara sahip bilim insanlarının kendi uzmanlıkları dışındaki eser ve yayınları değerlendirmesi adil ve hukuka uygun olmaz, bilimsel açıdan mümkün de olmaz.

Tarafsızlık ve çıkar çatışmasından kaçınmak zorunluluğu
Bilimsel değerlendirme sürecinin bir diğer kritik özelliği çıkar çatışması durumundan (conflict of interest) kaçınmak ve tarafsızlıktır. Bu ilkenin amacı ayrımcılığı ve kayırmacılığı (nepotizmi) önlemektir.  Özellikle birden çok adayın söz konusu olduğu durumlarda ayrımcılık ve kayırmacılığın önlenmesi için tarafsızlık ve çıkar çatışmasından kaçınmak hayati önem taşır. Yakınlarınızın, arkadaşlarımızın jürilerine girmeniz bilim etiğine uygun olmaz. İki aday arasında tarafsızlığınızı yitirmişseniz ve ihsası reyde bulunmuşsanız jüri üyesi olmanız kaygı yaratır. Kendinizi, yakınlarınızı ve arkadaşlarınızı diğerleri aleyhine koruma ve kollama ihtimali olan süreçlerin içinde olmamalısınız. Bunlar bilim etiğinin olmazsa olmazlarıdır. Çıkar çatışmasından kaçınılmaması durumunda nepotizm ve ayrımcılık çok güçlü bir ihtimal haline gelir. Eğer bir kişi çıkar çatışmasına düştüyse, yargı ve kararlarının güvenilirliğinden şüphe duymak için yeterli nedenimiz var demektir (Resnik, 1998).

Bilimsel değerlendirme sürecine ilişkin kaygılarım


Bu genel ilkeler çerçevesinde; çeşitli karineler, ÇEEİ bölümlerinde konuşulanlar ve sosyal çevre bilgisini birlikte değerlendirdiğimde söz konusu ilana ilişkin bilimsel jüri sürecinin nesnelliği konusunda kaygılarım oluştuğunu belirtmek istiyorum.

Söz konusu profesörlük kadrosuna başvuran bir aday olarak bilimsel değerlendirmeyi yapacak jürinin bileşimine ilişkin çeşitli iddiaların konuşulduğunu, jürinin büyük bölümünün ilgi ve çalışma alanları endüstri ilişkileri olmayan bilim insanlarından oluştuğuna dair iddialar olduğunu biliyorum. Bu çerçevede sayın SAÜ Rektörlüğüne bazı sorularım var:

  Bilimsel jüri üyeleri, yeterince bilim insanının var olduğu endüstri ilişkileri bilim alanında uzman profesörlerden mi, yoksa esas çalışma ve ilgi alanları endüstri ilişkileri olmayan ve farklı bilim alanlarında çalışmaları olan profesörler arasından mı seçilmiştir? Jüri üyeleri arasında esas çalışma alanları insan kaynakları ve çalışma psikolojisi olanlar çoğunlukta mıdır? Öyleyse bunun bilimsel ve hukuksal izahı nedir?

  Bilimsel jüri üyeleri arasında tarafsızlığını yitirmiş, açıklamalarıyla ihsası reyde bulunmuş profesörler var mıdır? Varsa, bilim etiği ihlali olduğu açık olan ve hukuksal ihtilaf yaratacak olan bu tercih neden yapılmıştır?

  Farklı üniversitelerde endüstri ilişkileri alanında uzman yeterince profesör varken aynı üniversiteden birden çok jüri üyesi seçilmiş midir? Seçilmişse, bu tercihin sebebi nedir? Söz konusu jüri üyelerinin uzmanlığı, eserleri ve çalışmaları endüstri ilişkileri alanında mı yoğunlaşmaktadır?

   Jüri üyelerinin kaçının endüstri ilişkileri alanına özgü kitabı, uluslararası ve ulusal endekslerde yayımlanmış hakemli yayınları vardır? Kaçının doktora tez konuları endüstri ilişkileri alanındadır? Doktora sonrası çalışmalarının ne kadarı endüstri ilişkileri alanı ile ilgilidir?  Eğer değilse, neden bu kriterleri taşıyan başka çok sayıda bilim insanı varken özellikle endüstri ilişkileri alanı dışında çalışmaları olan bilim insanları tercih edilmiştir?

Bilim etiğine ve hukuka aykırı bu duyumlar ve iddialar doğruysa, idari işlemde muvazaa ve nepotizm söz konusu olacaktır. Akademik çalışmalarımın ilgili bilim alanında uzman ve bu alanda çalışmaları olan bilim insanları tarafından bilimsel olarak değerlendirmeye tabi tutulmasını beklemek en doğal hakkımdır. Bu kaygılarımın yersiz olmasını ummak istiyorum ancak güçlü karineler söz konusu olduğu için ÇEEİ kamuoyu ile paylaşıyorum. Sorularımın muhatabı SAÜ Rektörlüğüdür.  SAÜ Rektörlüğü yukarıda sıraladığım sorulara tatmin edici cevaplar verirse ve bu kaygılarımı kamuoyu önünde giderirse bundan memnuniyet duyacağımı belirtmek isterim.

En iyi dileklerimle,

22 Ekim 2021

Aziz Çelik

Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi

Not: Metinde yer alan endüstri ilişkileri literatürüne ÇEEİ kamuoyu aşina olduğu ve bu açıklama akademik bir metin olmadığı için ayrıca kaynakça olarak yer vermedim.

# SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İLE İLİŞKİLİ:

22 Eki 2021 - 09:44 Sakarya- Eğitim --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

04

Niyazi coşkun - Bu kimsenin tercih etmediği bölüm değilmi

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Ekim 21:07
02

diken - Tehdit, şantaj, aba altından sopa gösterme yöntemleri ile kadro almaya çalışmalar. Sosyal medya ve basındaki yandaşları kullanarak jüri üzerinde baskı kurmaya çalışmak. ve sonra ahlak, etik, adalet falan kavramlarını kullanmak. hadi len ordan...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Ekim 16:49
01

Adapazar'lı - Yaa editör efendi bu adamdan ne çıkarın var da bu kadar uzun metinli açıklamalarını yayınlayıp duruyorsun. Bu adama sadece şunu soruyorum. Kendi üniversitesinden yıllardır neden kadro alamıyormuş beyefendi.....?? Sen de sor Editör efendi...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Ekim 15:49



Anket Sakarya'da yaşadığın için mutlu musun?