SAKARYALI BOŞANIYOR

Sakarya Barosu CMK ve Adli Yardım Koordinatörü Av. Alim Mert, Sakarya Barosu’nun 2020 yılı adli yardım verilerine ilişkin bilgiler paylaşarak, değerlendirmelerde bulundu. Mert, adli yardımda en çok boşanma davası talepli başvuru aldıklarını kaydetti.

Sakarya Barosu CMK ve Adli Yardım Koordinatörü Av. Alim Mert, Sakarya Barosu’nun 2020 yılı adli yardım verilerine ilişkin bilgiler paylaştı. Barolarca adli yardım bürosundan ekonomik durumu elverişli olmayan vatandaşlara ücretsiz avukat ataması yapıldığını ifade eden Koordinatör Av. Alim Mert, “Adli yardım, mali gücü yetersiz olan bireylerin dava açma hakkından yoksun kalmaması için getirilmiş bir düzenlemedir. Mali olanakları yetersiz kişilerin dava harç ve masraflarından muaf tutulması ve kendisi için baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilmesidir. Adli yardım bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve bu özgürlüğün kullanımındaki eşitliği sağlamak üzere, avukatlık ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanların avukatlık hizmetlerinden yararlandırılmasını sağlamaktadır. Adli yardım hukuki, cezai ya da idari konularda verilebilir” ifadelerini kullandı.

 

ADLİ YARDIM ERTELENEMEZ

Hastanelerin acil servisi gibi çalıştıklarını kaydeden Mert, “Kişinin sosyal durumu, ekonomik durumu, eğitim durumu davanın hangi aşamada olduğu, davanın türü, mahkemenin görevli ve yetkili oluşu gibi hususlar adli yardım başvurucusu ile yapılan görüşmede öncelikle dikkate alınması gereken hususlardır. Bu incelemede esasında Adli Yardım Bürosu olarak bir hastanenin acil servisi gibi çalışıyoruz. Bu bakımdan hak düşürücü süre, zaman aşımı, görev ve yetki yönünden davanın tespiti çok önemli hususlardır.  Bu noktada da ilk değerlendirmenin uzman bir hukukçu tarafından yapılması gerekiyor. Çünkü bazen bir davayla ilgili son gün başvuru yapılmış olunabiliyor. Ya da bir şiddet vakası ile ilgili olarak koruma kararının acil olarak alınması gerekebiliyor.  Bu açıdan adli yardım ertelenebilecek bir husus değildir” ifadelerine yer verdi.

BAŞVURANLARIN EĞİTİM DURUMU

Adli yardıma başvurucuların eğitim durumuna ilişkin bilgi veren Koordinatör Mert, “2020 verilerine göre adli yardım başvurularında, %4 oranı ile okuryazar olmayan kişilerin, %53 oranla ilkokul mezunu, %18 oranı ortaokul mezunu olduğunu, lise mezunu oranı %21, yüksek okul-fakülte mezunu oranı %4 civarında olduğunu görüyoruz.  Eğitim durumuna baktığımızda başvurucuların %50’den fazlasının ilkokul mezunu ya da hiç okuryazar olmadığını görüyoruz. Bu oranlarla da ekonomik koşuların eğitim durumu ile orantılı bir şekilde arttığını ve eksildiğini söylememiz mümkündür” dedi.     

 

 KADINLARIN BAŞVURULARI AĞIRLIKLI

Mert, “Türkiye’de Adalete Erişim İçin Adli Yardım Uygulamalarının Geliştirilmesine Destek Projesi (SILA) gibi bizim de katıldığımız birtakım çalışmalarda ortaya konulan veriler var.  Örneğin kadına karşı şiddetle mücadele eden kurum ya da kuruluşlar hakkında farkındalıkları sorulduğunda, kentlerde yaşayan kadınların sadece %50’si barolardan yardım isteyebileceğini ifade ederken kırsalda çok daha düşük, %27 oranında bir adli yardım bilinirliği söz konusudur” Adli yardım başvurularını konu bakımından incelediğimiz de; 2019 yılında gelen başvurularının %67’si kadın %23’ü ise erkektir. Daha çok kadın başvurucu vardır. Adli yardımla ilgili olarak başvuru sayısı geçmiş yıllara göre gittikçe artmaktadır. 2020’de şu ana kadar başvurucuların %82’si kadın, %18’i erkek oldu.

EN FAZLA BAŞVURU BOŞANMA TALEPLİ

 Başvurular da Aile hukuku uyuşmazlığı önemli bir yer kaplıyor, 2020 yılında %64 oranında boşanma talepli başvuru var. Onun dışında en fazla başvuru idari davalarda söz konusudur. Burada mülteciler de önemli bir yer tutuyor diyebiliriz. Bunun yanında babalık, nesebin reddi gibi davalarda %4 oranıyla bir artışın olduğunu da söylemek mümkündür. Tabii ki nafaka, velayet, tazminat ve iş davalarına da belli oranda başvuru yapılıyor. Esasen her türlü davaya ilişkin başvuru yapılıyor ancak önemli bir kısmını boşanma davaları oluşturuyor” diye konuştu.

ŞİDDET İLK NEDEN

“2020 verilerini incelediğimizde ve boşanma davalarında başvuran kadın başvuruculara sorduğumuzda, boşanma davasının olduğu dönemde şiddet gördüklerini beyan edenlerin oranı %51 civarındadır. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da şiddetin tanımı yapılmıştır. Ancak başvurucular şiddetin hukuki tanımından ziyade toplumsal olarak anlaşıldığı şekilde cevap veriyorlar ve çoğunluk olarak fiziksel şiddet olarak tanımlıyorlar. Sonuç olarak, boşanma davalarının yarıdan fazlasının şiddet içerdiği tespitini yapmamız mümkündür. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bazı araştırma sonuçlarını değerlendirdiğimizde, boşanma davalarında fiziksel şiddet %37 oranındaydı. Ancak Sakarya’da Baro Adli Yardım Bürosuna yapılan başvuru 2020 verilerine göre şiddet gördüğünü beyan edenlerin oranı %51 civarındadır.

YÜZDE 10 VAZ GEÇİYOR

Dikkat çeken konulardan bir tanesi de başvuranlardan %10’lık bir kısım, süreç esnasında boşanmaktan, dava açmaktan vazgeçiyor. Şiddet içeren boşanma davalarında ise davadan vazgeçme oranının daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda davadan vazgeçme sebebini değerlendirdiğimizde; örneğin KAMER (Kadın Hakları İnsan Haklarıdır) raporunda da görmüştük.  Başlıca sebeplerin şiddet ve korku olduğunu söyleyebiliriz. Mağdur neden şiddetten kaçınamıyor? Çünkü; pes etme duygusu ve korku %70 oranında kendisini şiddetten uzaklaştıramamasının nedeni oluyor” şeklinde konuştu.

                                                                      

ŞİDDETSİZ TOPLUM İÇİN

Şiddetin önlenmesinin hukukçuların tek başına yapabileceğinin bir iş olmadığını kaydeden Mert, “Şiddetin ve aynı zamanda suçun önlenmesi, suç ve suçluyla mücadele konusuyla da ilgilidir. Salt cezaların arttırılması da çözüm değildir. Bu sorun toplumsal seferberlikle halinde, tüm paydaşlarla birlikte, uzun yıllara yayılan, ilkeli ve istikrarlı politikalarla engellenebilecek bir sorundur. Şiddetsiz bir toplumu el birliğiyle yine toplumla beraber el ele vererek sağlayabiliriz. Şiddet; sosyal, ekonomik, hukuki birçok yönü itibariyle değerlendirilmesi, ele alınması gereken bir sorundur” ifadelerini kullandı.         

TRAVMA DUYARLILIĞI

Mert, “Adli yardım avukatlığı travmaya duyarlı olmayı gerektiriyor. Çünkü adli yardımda görev yapan avukatlar toplumun kırılgan kesimi diye tabir ettiğimiz kesimlerle çalışıyor. Doğal olarak bu kesimlerle çalışan hâkimlerin, avukatların ve uzmanların da ikincil travma dediğimiz tramvaya uğradığını söylemek mümkündür. Örneğin, Amerika’da yapılan bir araştırmada avukatların yüzde 34 oranında ikincil travmaya uğradığını görüyoruz. Buna karşı, adli yardım görevi esnasında bazen travma mağdurunun ruhsal durumu hizmetin gerçekleştirilmesini zorlaştırabiliyor. Bu anlamda mağdur, ‘kendisine rağmen, kendisine yardım ettiğimiz kişi’ olabiliyor. Adli yardım görevini travmaya duyarlı olarak, bu bilinçle gerçekleştirmek gerekiyor” dedi.

 

 

HİZMET KAPASİTESİ ARTTI

Adli yardım hizmetinin daha yaygın hale getirilmesi amacıyla Sakarya Barosu tarafından Türkiye’de ilk defa yapılan ‘Baro Belediye İş Birliği ile Adli Yardım Projesi’ne’ değinen Av. Alim Mert, “Bu projemizi Serdivan Belediyesi ile imzalayarak hayata geçirmiştik. Adli yardıma ek kaynak sağlayarak, adli yardım bürosunun hizmet kapasitesini arttırdık” dedi. Son olarak Mert, Türk hukukunda mağdur haklarıyla ilgili güncel ve önemli gelişmelerin söz konusu olduğunu da ilave etti.

 

22 Eki 2020 - 14:40 Sakarya- Gündem --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce Sakaryaspor'da kim başkan olmalı?