Serpil Başer yazdı: Ak Parti bu değildi?

Adalet ve Kalkınma Partisi'nde bir çok görev üstlenen Netgaste yazarı Serpil Başer 31 Mart seçimleriyle ilgili değerlendirmelerine devam ediyor. Başer'in Netgaste'de yayınlanan "Bizim parti bu değildi?" başlıklı yazı büyük ilgi gördü. Yazı şöyle:

Seçimin üzerinden günler geçti.

Yıllar sonra Ak Parti ikinci parti konumuna geriledi.

Birçok Belediye kaybedildi.

Vatandaş Yerel Yönetimler seçiminde Ak Partiye oldukça ağır bir tepki verdi.

Tüm Bunları Ak Partiye diyorum.  Çünkü Genel Seçimdeki oy oranıyla arada uçurum var.

Bu sorunu emekliye ve ekonomiye bağlamak ne kadar doğru? Tabi ki bunlar da çok etkili konular. Fakat esas Ak Partiye tepki verildi. Bayram dolasıyla vatandaşlar yer değiştirdi gidenler gelenler oldu. Muhabbetlerin çoğu seçim sonuçlarını halkın yorumlamasıydı…

 Seçimin böyle sonuçlanmasında ki esas ana başlık Genel Merkezdeki Başkan Yardımcılarına Milletvekillerine ,istenmeyen Belediye Başkan Adaylarına ve teşkilatlarda ki kişilere yönelik. “Bizim Parti bu değildi” diyorlar, “Selam vermiyorlar. Görmüyorlar duymuyorlar”.
 İnsanlar maddi sıkıntı çekerken ekonomik zorluklarla geçim ve yaşam savaşı verirken, insanların gözüne sokarak yapılan şatafatlar lüks harcamalar doyumsuzluk gösteriş yarışı, mütevazilikse hak getire, kibirlilik tavan yapmış, ayrıca oturdukları koltuklar sayesinde elde ettikleri yüksek egoları.

Birçoğunun davayla alakası bile yok, sadece amaçları İktidar Partisinden nemalanmak fayda sağlamak onun nimetlerinden elde etmek. Nasılsa Parti kazanıyor çalışmaya gerek yok, gönül almasan da olur, bu seçmen küsse de Liderini bırakmaz diye salladılar, umursamadılar, boş verip gittiler.


 Seçimi kaybetme korkuları hiç yoktu ki kendilerine o kadar güveniyorlardı ki tenezzül edip eski emektarları Yönetimdekileri Meclis Üyelerini Aday Adaylarını bile bir telefon edip sahaya çalışmaya çağırmadılar. “Ben gözükeyim hep ben olayım ben kazanayım” zihniyeti ayrıca yanlış Adaylar seçilmesi de cabası oldu.
 Vatandaş kızdı “siz bizim istediğimiz adayı çıkarmazsanız, bizde onu seçmeyiz zorla bize aday dayatamazsınız” dedi.

Diyorlar ki; “Biz Ak Partiden başkasına oy atmayız; atamayız, o yüzden sandığa gitmedik”.

  Birçok seçmen ise üşenmeden kalkmışlar oy kullanmaya gitmişler lakin Muhtar Adayını belirleyip pusulalara mühür basmadan zarfa koyup sandığa atmışlar. Esas önemli olan bu işte, nasıl bir kırgınlık olmuş ki düşünün artık. Birçok kişi yine vicdan yapmış sağ partiye ya da ittifakın adayına oy atmış.

Başka bir kesim de “çok kızdık ama pusula çok uzundu oy atacağım diğer Partinin amblemini bulamadık ilk sırada ampul vardı bastık mecburiyetten” diyor.

 Bakın birçok yerde Adaylar birleşerek çıksa idi daha çok yerler kaybedilirdi. Birçok yerde kazanıldı ama oy oranı düştü ittifakla olmasına rağmen.

 Ya ittifak olmasaydı ?

 Halkın tepkisi esas Parti içindeki; yukarıdan bakınca görülmeyen ama aşağıda artık patlak vermiş olaylar içindi. Partiye yeni üye olanların makamlara getirilmesi emek verenleri üzdü, liyakatsiz kişilerin eş dost akrabanın yönetimlere, birde seçim üstü belediyelerde işe alınması çok kızdırdı. Görev istenmez verilir diye bekledikleri halde kale alınmayanlar kırıldı, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Başkanının İlimizden olmasına rağmen hiç KADIN Aday çıkartılmaması kadınlarımızı incitti. Başkanlık yapabilecek liyakate sahip hiç mi bir KADIN yoktu?
 İl ilçe Başkanlarının Meclis Üyeliği peşine düşüp yerini sağlama almakla uğraşırken ve diğer birçoğunun Başkan Adayının gözüne girmek için dibinden ayrılmayıp başka bir iş yapmaması…

 Böylece saha çalışmalarını çok ihmal ettiler. Kapıp kapı gezip gönül alma işleri terk edildi.

Adayların nasıl belirlendiği zaten belli benim Adayım diyerek yetkili her kişi bir tarafından çekiştirdi. Anket sonuçları, temayül göz ardı edildi.

Ve sonuç hüsran…

Muhalefeti sevindirdi bu yapılanlar. Muhalefet ne kadar kötü belediyecilik yaptıysa da halk Ak Partiye ders vermek için sesini duyurmak için bu yolu seçti.

 Düşmanını dışarıda arama bak hele bir sağına bir soluna işte tamda yanı başındalar.

 Seçim sonuçlarını görünce etrafımdaki dava insanlarının, gerçek Ak Partililerin ne kadar üzüldüğünü anlatmak mümkün değil.

 Buna rağmen seçim sonuçlarını kutlayanlar da vardı, hadi yine iyiyiz kötünün iyisi olduk. İyi oy aldık kazandık Türkiye de derece yaptık diyebildiler.


Vatandaş verdiği tepki sonrasında istemedikleri, sürekli gündeme taşıdıkları şahısların istifasını beklerken günler geçti kimseden tık ses seda yok. O kadar rahatlar ki, Maldiv’lere tatillere gidebiliyorlar, keyifle yedikleri istakozu şatafatlı yaşantılarını sergileyebiliyorlar. Vatandaşta; balık ekmek nasıl alıp çoluk çocuk yesem diyor. Balık ekmekten de ziyade şöyle çay simit yemeye de razılar. Yediğini içtiğini birçok kişi paylaşıyor fakat sizlerin adınızın önünde bir etiket var ve sizler halkın bizlerin Vekilisiniz, bizleri halkı temsil için oradasınız. Bizleri halkı anlamayanlar, onlar için nasıl çalışacak, onun haklarını nasıl savunacak?
 Tok açın halini ne bilsin…

Tabi ki bunların bir kısmı hiç Partide emeği olmadan gelmişler, nasıl neden niye kim istemiş de Vekil oldular ya da Başkan Adayı yapıldı anlamış değiliz.

 Popüler ve zengin olmak mıydı dava insanı olmak? Bu Parti nasıl zor günlerden bu günlere geldi bunu yaşayanlar, çalışanlar emek verenler bilir, havadan gelenler değil.

Zahmetsiz rahmet beklerseniz…

 Dava insanı olmak, bir olmak iri olmak diri olmak değil miydi?…

Yoksa Ak Partide artık bu kavramlar sadece tabanı gazlamak için mi kullanılıyor.

İlk gün ki aşkla beraber yürüdük, aşkınan koşan yorulmaz…

Ne ilk gün ki aşk kalmış ne beraber yürümüşüz onlar alıp başını gitmiş emekçi dava neferleri kala kalmış, aşkınan koşanlar yorulmuş sandığa bile gidememiş.

 Şimdi saha çalışması yapılacakmış, neden seçmenler sandığa gitmemişler, buna gerek var mı ki her şey ortada…


Çok sevdiğiniz bir ayakkabıyı sürekli giydiğinizde boyası gider derisi çatlar topukları yüzülür kenarları açılır. Ayakkabıyı ara ara tamire götürüp boyatır kıyısını köşesini yaptırırsanız hem yenilenir hem de daha uzun süre giyersiniz.
 Ak Partili seçmen Reisine güveniyor ve yukarıdan aşağıya bir yenilik, yeni bir heyecan istiyor. Bu aşk bitmesin bu tekerlek tümsekte kalmasın diye…

 Suçu dışarıda , oy kullanmaya gitmeyen gidip te oy atmayan vatandaşta, seçmende değil içimizde aramalıyız.

Nasrettin Hoca’nın eşeği kaybolunca arkadaşları üzülmüş ve eşeği aramaya koyulmuştu.

Hoca ise bunların arasında “Allaha şükürler olsun” diye dolaşıyordu.

Arkadaşları dayanamadı:


“Hoca Efendi biz üzülüyoruz ve eşeğini arıyoruz sen ise şükürler olsun diye adeta seviniyorsun . Bu ne haldir” deyince Hoca “Ben eşeğin kaybolmasına değil eşeğin üzerinde ben olmadığıma şükrediyorum. Yoksa 4 gündür ben de yitik olacaktım” cevabını veriyor.
Ya vatandaş bu tepkiyi Yerel Yönetim seçimlerin de değil de Genel Seçimde vermiş olsaydı ?

18 Nis 2024 - 11:39 - Siyaset



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

02

Hafız.. - Günaydın .. aslında akepe hep buydu fakat bir reis ütopyasına kapılıp yokki başka adam gözlüğüyle yaşadığınız için görmüyordunuz.. Ee tabi birazda birilerinin pasta payı azaldı tabiiki..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Nisan 08:09
01

Papatya ? - Gerçekten bu partiye gönül veripte,bir o kadar da doğruları söylüyorsunuz ya ? Sizi alkışlıyorum.Keşke herkes sizin gibi doğru dürüst,dava insanı olsa ? Ben bu partiden değilim ama vallahi tebrikler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Nisan 13:48


Anket Sizce Sakarya'nın en önemli sorunu ne?