Veliler, sağlıklı yemek mücadelisini sürdürüyor

Adapazarı Karaman Mahallesi'nde bulunan 17 Ağustos İlkokulu'nda velilerin sipariş ettiği yemeklerin öğle tatilihde okula sokulmasını yasaklayan okul yönetimi velilerin tepkisine neden olmuştu. Valilerin yayınladığı basın açıklamasının ardından müfettiş incelemesi başlatıldı

Adapazarı Karaman Mahallesi'nde bulunan 17 Ağustos İlkokulu'nda velilerin sipariş ettiği yemeklerin öğle tatilihde okula sokulmasını yasaklayan okul yönetimi velilerin tepkisine neden olmuştu. Valilerin yayınladığı basın açıklamasının ardından müfettiş incelemesi başlatıldı. Müfettişler okula davet edilen velilerle  ve okul yöneticileri ile görüşerek iddiaları araştırdı. Bu arada öğrenci velileleri yaşananları değerlendiren yeni bir metin yayınladı.  İşte o metin; 

EĞİTİM AİLEDEN BAŞLAR, OKULDA DEVAM EDER

Bu ülkeye cesur çocuklar mı yetiştirmek istersiniz, yoksa sadece itaat eden, boyun eğen, sorgulayıp araştırmayan çocuklar mı?

Ülkenin haline baktığımızda gördüğümüz manzara nedir? İyi giden şeyler illa ki var ama adaletsizliğin hüküm sürdüğü, bozulma ve çürümenin kol gezdiği durumlarla da karşılaşmıyor muyuz? Parası olanın haklı olduğu, iyi olduğu bir düzen ne kadar iyidir? Bize atalarımızdan kalan erdemler olan insanlığın, adaletin, iyiliğin, dürüstlüğün, ahlakın yerini sermayenin aldığını fark etmememiz mümkün mü?

Fazla uzağa gitmemize gerek yok. En basitinden gözümüzü yaşadığımız yere yakın bir bölge olan Sapanca’ya çevirelim. Harika bir doğa parçasının, ekolojik anlamda çok özel bir yer olan Sapanca gölünün günden güne bozulan içler acısı haline hepimiz şahidiz. Doğanın yerini alan sağlıksız yapılaşma bu güzel doğa parçasının ne yazık ki sonunu getirmekte. İçme suyumuzun tedarik edildiği Sapanca Gölü bu doğa katliamına daha ne kadar dayanabilir? Beş-on yıl sonra bu gölden içme suyu elde edilemeyecek bu gidişatın sonu olarak.

Para hırsı uğruna, olmaması gereken yapılaşma Sapanca’da son hızla devam ediyor. Bu acı durumu kurumlar ve kişiler ne yazık ki dur diyemiyorlar. Yıllar önce Ertuğrul Günay’ın saptaması hakikati gayet güzel ifade ediyor: “Bugün Ankara’dan İstanbul’a araç kullanırken yeniden baktım. Ormanlık alan her geçen yıl biraz daha azalıyor. Sapanca sırtlarında ormanları açıp inşaat yapıyorlar.”

Bu acı gerçeği bizler sadece izlemekle yetiniyoruz. Her yıl biraz daha yok olan ormanları, onların yerini alan yapılara bakarken belki içimiz burkuluyor ama sadece o kadar. Gerisi yok.

Peki neden bizler bu gidişatın kötü sonunu bile bile sadece izliyoruz? Neden müdahale edemiyoruz? Neden yaşadığımız ülkede bu kadar etkisiz elemanız?

Doğa gibi insanlar da bu ülkede sermaye tarafından bu kadar sömürülürken neden bir türlü bundan kurtulamıyoruz?

Bunun nedenini, nasılını anlamak için kendi hayatlarımıza bakalım. Bırakalım ülkeyi, şehri, kendi küçük hayatlarımıza bir göz gezdirelim.

Malumunuz üzere biz ilkokula giden çocuklarımıza dışarıdan sağlıklı yemek göndermek isteyen velileriz. Bu velilerin çoğunu çalışan anneler oluşturuyor. Çocuğumuzun beslenmesine öğlen yemesi için her gün ekmek arası bir şey koymaktansa, sağlıklı yemekler yapıp çocuklarımıza bizim adımıza ulaştıran, okula yakın bir yerden çocuklarımız için öğle arasında yemeleri için yemek sipariş etmeye başladık. Bu çocukların normalde de kantinden alış veriş etmeyen çocuklar olduğunu belirtmek isterim. Okuldaki belli sayıdaki çocuğa dışarıdan yemek gelmesi kantin işletmesinin gözüne battığı için cirosunun düşeceği endişesiyle bu durumu okul yönetimine şikayet ediyor. Kantin dururken dışarıdan okula yemek gelmesini yasaklayan bir kural olduğu için de bu kural hemen devreye sokuluyor ve  çocuklarımız için okula sağlıklı yemek göndermemiz okul yönetimi tarafından engelleniyor. Burada diyebiliriz ki bir yasak var ve yönetim bu yasağı uyguluyor. Amenna. Peki bu kuralın konulma amacı nedir? Dışarıdan yemek göndermek neden yasak?

1)  Bu kuralın amaçlarından biri dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı çocukları korumak. Mesela bir Mc Donalds’tan ya da güvenilir olmayan bir yerden gelecek besinler için gayet yerinde bir karar. Ancak bizim yaşadığımız durumda bu yasak amacına ulaşıyor mu? Çocukları sağlıksız, ne idüğü belirsiz yemeklerden koruyor mu? Yoksa tam tersine çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi önünde bir engel mi teşkil ediyor? Bunu soralım hem kendimize hem yetkililere.

2)  Bu kuralın diğer bir amacı okula kira ödemek suretiyle gelir sağlayan kantin işletmesinin kazancını koruma altına almak. Peki okul yönetiminin, kazancını koruduğu kantin işletmesi çocuklara sağlıklı ve uygun fiyatlı besin temin ediyor mu? Kantinde çocukların sağlıklı beslenmesi için ne satılıyor? Kantinde satılanlara bakıyoruz: Tavuk sucuğundan yapılan tost, ambalajlı abur cubur, çikolata, şeker, meyveli içecekler. Hiçbiri de sağlıklı beslenme normlarını yerine getirmeyen bir sürü ıvır zıvır. Çocuklarımız bu zararlı gıdalarla beslensin diye mi konuyor bu kurallar? Bu kurallar ne için var? Çocukları korumak için mi, kantincinin, çocukların sağlıksız beslenmesi pahasına olsa da, kantin işletmesinin kazancını korumak için mi?

Bunları mutlaka sorgulamamız lazım. Çocuklarımız için.

 

Okulda bu kuralın uygulanmasının doğurduğu sonuçlar ise şu şekilde:

1)  Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi engelleniyor.

2)  Kantincinin kârı korunuyor.

 

Bir okul ne için vardır? Hem ruhsal hem bedensel sağlıklı öğrenciler yetiştirmek için mi, çocuklara sağlıksız besinler de sunsa kantincinin kâr etmesi için mi?    

Bunları sorgulamalıydık. Oysa çoğu veli olarak biz ne yaptık? Madem yasakmış, o zaman tamam, ekmek arasına devam! diyerek çocuklarımızın sağlıklı beslenme hakkı için mücadele etmek yerine, amacına uymayan bu kurala itaat ettik.

Bu süreci yaşayan çocuklarımızın ileride kendi hakkını, haklının hakkını arayan bireyler olmasını nasıl bekleyebiliriz. Belki sonucu değiştiremeyecektik ama verdiğimiz mücadeleyi gören çocuk bizden bir şey öğrenecekti. Ortada yanlış giden bir şey varsa karşı çıkmak, araştırmak, sorgulamak. Bu süreçte çocuklarımızın bizden öğrendiği şey ne yazık ki sorgulamadan kabul etmek, körü körüne itaat etmek oldu. Hak aramanın, haksızlığa karşı mücadele etmenin, eğriye eğri, doğruya doğru, yanlışa yanlış demenin ne demek olduğunu bilmeyen çocuklardan ileride bilinçli birer yetişkin olmalarını nasıl bekleyebiliriz?

Bunca yolsuzluk, bunca adaletsizlik neden var diye soruyoruz ya, cevabını kendimize bakarak verelim. İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım.

Çocuklarımız okullarında başarılılar belki ama bizler veliler olarak bu süreçte ne yazık ki sınıfta kaldık. Çocuğumuzun sağlıklı beslenme hakkını bile arayamadık. Daha çocuklarımızın sağlıklı beslenme hakkını bile koruyamayan bizler bu güzel ülkeyi nasıl koruyacağız?

Biz bu süreçte ne yazık ki sessiz kaldık. Oysa unutmamamız gereken bir düstur vardı ki, o da; “Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.” Bu ülkede sermayenin palazlanması uğruna nice zulümlere sessiz kalıyoruz. Biz!

27 Ara 2023 - 21:16 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'nın en önemli sorunu ne?
Tüm anketler