LGS Birincisi Ahmet Asım'ın başarıya giden yolu!

Sakarya'nın başarılı eğitimcilerinden T54 Köşe Yazarı Beytullah Önce'nin LGS'de 500 tam puan alarak Galatasaray Lisesi'ne gitmeyi hak kazanan oğlu Ahmet Asım Önce'nin bu başarıyı nasıl elde ettiği merak konusuydu. Beytullah Önce bu konuda kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. İşte Önce'nin bu konuda yaptığı paylaşım:

LGS Birincisi olarak Galatasaray Lisesi'ne giden yol nasıldı?


Oğlumuz Ahmet Asım bu sene LGS öğrencisiydi, maratonun sonunda birçok birinciden biri oldu. İlk tercihini Galatasaray Lisesi'nden yana kullandı ve kazandı. O artık bir Galatasaray Lisesi öğrencisi; epey sevinçli, haliyle biz de. Puanlar ilk açıklandığında, tam puan almanın nasıl mümkün olduğunu merak edip soran arkadaşlarım, velilerim olmuştu, o zaman ilk elden aklıma gelenleri yazarak paylaşmıştım.
Yerleştirme sonrası da yine benzer sorular gelince tekrar paylaşmak istedim:
1. Evde okuma ve oyun kültürü hakimdi ve oğlumuz da küçüklüğünden beri düzenli olarak kitap okudu, okumaya devam ediyor. Tabi biz de. Çocuğa “oku” diyen ama okumayan bir veli çocuğu ikna edemeyebilir. Ona örnek olmanız lazım. Kitap okumayı da oyunu da ailecek severiz. Ahmet Asım çocukluğundan beri severek ve bol bol kitap okudu. Haliyle kelimelerle birlikte düşünce dünyası da gelişti. Farklı farklı oyunlar da oynadık her fırsatta. Mesela kahvaltıda ya da arabada “son harf, son 2 harf, isim şehir” gibi kelime ya da hafıza oyunları oynarız. Satranç, mangala, look look, dobble ya da abalone vs oyunları severiz ve birlikte oynarız. Mesela geçen sabah hafızaya dayalı bir oyunu son harf ile birleştirerek oynamak istediler ve oynadık. Güzel de oldu.
2. Küçüklüğünde “önce sorumluluk” duygusunu kazandı, günlük rutin olarak yaşına uygun bazı etkinlikleri düzenli olarak yapmasını istedik ve takip ettik. Zamanla kendisi devam etmeyi öğrendi. Bu açıdan öz disiplini ve içsel motivasyonu her zaman yüksekti. Görevlerini yerine getirmesi için dışarıdan bir uyarıya ihtiyaç duymadı. Kendisi için neyin gerekli olduğunun farkındaydı, yapması gerektiğinin de.
3. İlkokulda test kitapları almadık, ortaokulda burs kazansın diye yarış ortamına hazırlamadık. Kenar mahallede 4 yılı 3 farklı öğretmenle tamamladı. Ortaokulda da 8. sınıfa kadar da gittiği özel okulun aldıklarına ekstra olarak sadece üst düzey düşünme becerilerini geliştirebilecek tarzda birkaç test kitabı kullandı, TUDEM genel yetenek kitapları, Sudoku, bulmaca gibi. Yani her yıl test kitaplarını önüne yığıp bol bol soru çözmesini istemedik. Niceliğe değil niteliğe öncelik verdik. Haliyle onun tüm ortaokul hayatını "testlerle" çalmadık.
4. Biliyorsunuz klasik bir poz var, test kitaplarıyla fotoğraf çekmek. 8. sınıfta çözdüğü test kitaplarını üst üste koyunca değil boyuna, beline kadar gelmediğini gördük. Fakat okulda bir konuyu anlamadığında öğretmenlerine anlayana kadar sormaktan çekinmemiş. Öğretmenlerinden daha farklı çözdüğü sorularda da öğretmenlerinin neden öyle bir yol izlediğini merak edip, sonuna kadar sorgulamış. Bu açıdan meselenin çok soru çözmek değil, soruların nasıl çözüleceğini özümsemek olduğunu anlamak lazım. Benzer tipte bir soruyu tekrar tekrar daha çok soru çözmekle sadece çözdüğünüz soru sayısı, kitap sayısı artıyor ama anlamlı bir katkısı olmuyor. İhtiyacı olmadığı soruları, kitapları çözmek yerine kendisine, hobilerine, spora vs zaman ayırsın, çok daha faydası dokunur.
5. Dersi derste öğrenmeye çalışmış. Anlamadığını düşündüğü konuları hocalarına sorduğu gibi evde kendisi de en ince detayına kadar araştırıyordu. Youtube gibi bir imkan var artık ellerinde, kullanmasını bilenler avantajlı oluyor, o ihtiyaç duyduğunda öğrenme amaçlı kullandı. Ezberi yüksektir ama asla ezberci olmadı. Soruların çözüm yollarını ezberlemedi, çözümün mantığını içselleştirdi; haliyle sorular değişse de analiz etmeyi, muhakemeyi, çözüme giden yolları bulmayı öğrenmiş oldu. Böyle olunca da zaten yığınlarca kitabı çözmesine gerek kalmıyordu.
6. Bence veli olarak en kritik husus şu: Bizim evde yıl boyunca LGS ana gündem maddesi hiç olmadı. LGS senesi diye gündelik rutinlerimiz, davranışlarımız, ona karşı yaklaşımımız değişmedi. Normalde yaptıklarımızdan vazgeçmedik, yapmadığımız şeyleri yapmaya başlamadık. Bir akşam öncesinde dahi normalde yaptığında kızdığım bir davranışı yaptı ve kızdım. Her şey olağan akışındaydı. Aslında bu, onun LGS sürecini gayet normal bir süreç gibi algılayıp yaşamasını sağladı; sınava da o rahatlıkla girdi. Siz, çocuğa sırf LGS senesi diye daha önce davranmadığınız şekilde davranırsanız, çocuklar bunu fark eder. Belki ilk başta hoşuna gider, bunu kendi istekleri için kullanabilir de. Fakat sınav vakti yaklaştıkça sizin "iyiliğiniz" onun omuzlarında taşımayamadığı kadar ağır bir yüke dönüşmüş olur. O baskı ve stres altında ezilen çocuklar, bu yıl bir kaç hata ile hayallerindeki okullara gidemedi ne yazık ki.
7. LGS var diye onu sosyal hayatından, ilgi alanlarından ya da spordan soyutlamadık, uzaklaştırmadık. Telefon ve sosyal medya bağımlılığı yoktu ama imkânlar dahilinde sosyal bir hayatı oldu. Şartlar uyduğunda çok istediği satranç turnuvalarına gitti, sinemaya da, annesiyle günü birlikte kültür gezisine de. Yani sınav senesi diye onu sevdiği rutinlerden, ilgi alanlarından koparmadık. Satranç turnuvalarını bilenler bunun aslında ne kadar büyük bir zaman dilimine tekabül ettiğini de anlayacaktır. Belki daha önceki yıllardaki kadar çok değildi ama bunun LGS ile ilgisi olmadığını da fark ediyordu. Bizim dışımızda gelişen başka şartlar da olabiliyor hayatta.
8. Tüm yıl boyunca sadece bir denemede tüm soruları doğru cevapladı, o da son haftaki LGS provası idi. Onun dışında hiçbir testte tabiri caizse “full çekmedi”. Tüm testlerde mutlaka hataları çıkıyordu. LGS denemelerindeki başarısızlıklarını genel olarak sorgulamadık, nerede neden hata yaptığını bilip bilmediği sorduk ama kınamadık, kızmadık, başkalarıyla da kıyaslamadık. Ne ödül vaadi ne de ceza. O da yaptığı hatalardaki eksiklerini görüp onları tamamlamaya odaklandı.
9. Başarısında küçük yaştan itibaren oynadığı satrancın da kesinlikle etkisi olduğunu düşünüyorum. Konsantrasyonu uzun süreli ve yüksek ise satranç gibi zihinsel efor gerektiren bir sporu severek yapmasının katkısı yadsınamaz. Çünkü yeri gelince 4 saati geçen maçlar yapıyordu ve bir hamle için kafasını kaldırmadan 30-40 dakika derinlemesine düşünmesi gerekiyordu. Bu da analitik düşünme becerisini, hesap kabiliyetini, mantık ve muhakeme gücünü geliştirmiştir. Fiziksel bir spor da yapsın isterdim.
Şüphesiz birçok faktör vardı. Benim ilk elden aklıma gelen tavsiyeler bunlar.

26 Tem 2023 - 00:16 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak T54 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan T54 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler T54 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı T54 değil haberi geçen ajanstır.

02

Melisa Aslı Erkaya - Rabbim banada nasip eder inşaAllah çalışıp dua edersek neden olmasın ki dimi ?

LGS birincisi kaç kişi

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Temmuz 02:28
01

Objektif - Tebrikler. Allah ahiretini de kazananlardan etsin.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 05:21


Anket Sizce Sakarya'nın en önemli sorunu ne?
Tüm anketler